| Küresel Kriz Hakkında Mitler Ve Gerçekler (2) |
|
|
| Yazar Alper Akalın | |
| Pazartesi, 03 Kasım 2008 | |
|
2) POST-KRİZ ÖNERİLERİ Peki yaşanan bu finansal kriz serbest piyasanın krizi olsaydı daha mı iyi olurdu? Bu sorunun cevabı çok net; çünkü evet daha iyi olurdu. En azından, kimsenin cebinden para çıkmadan, yatırımcılar daha rasyonel kararlara imza atabilir ve yaşana kayıplar daha çabuk ve zararsız telafi edilebilirdi. Peki nasıl? Serbest piyasada kriz; bazı işlerin yolunda gitmediğini gösterir. Ya da daha güzel ifade etmek gerekirse; kriz, girişimcilerin yaptıkları hatalı yatırımlar ve kaynakların verimsiz kullanımının en güzel göstergesidir. Mesela, yakın tarihten bir örnek. Fotoğraf filmi ile çalışan makinelerini belki herkes hatırlar. Kodak, film şeridi teknolojisini portatif bir makine içine sokmayı başardı ve piyasaya girdi. Bu işten bayağa para kazanmış olacaktı ki; bütün yatırımlarını bu makinelerin üretimine yöneltmeye başladı. Ne zaman ki, dijital fotoğraf makineleri fotograf piyasasına girdi ve tüketici tercihleri bu alana kaydı; Kodak geleneksel makinelerin piyasada silinmesiyle birlikte büyük zararlar görmeye başladı. Piyasada zarar etmek; tüketiciden gelen bir sinyali işaret etmektedir. O da şudur; “ Sen benim istediğim malı üretmiyorsun”. Bu sinyali biraz gecikmeli de olsa alan Kodak, yeniden dijital fotograf makinesi üretimine geçti ve markasınının tanınırlığı ile birlikte son 1 yıldır kar etmeyi başardı. İşte, fotograf makinesi sektöründe yıkıcı bir kriz, bu krize innovasyonla verilen cevap ve yıkımın ardından yaratıcı kapitalizmin yeniden getirdiği kar yani refah. Sosyalistler Artık İtiraf Etsin Şimdi biz liberallerin, kapitalist diye adlandırılan ülkelerden (Amerika, ve ilginçtir İngiltere) beklediğimiz, bu kriz vasıtasıyla zora giren bankalara yardım etmemesi; krizi fırsata çevirmeye hevesli yeni yatırımcıların önünü kapamaması. Zira, bir şirket zarar ediyorsa; işini iyi yapamıyor demektir. Kaldı ki, bu zararın, vergi ya da para basma yoluyla telafi edilmesi gayri-ahlakidir. Ve aynı zamanda o krizi ötelemekten başka bir işe yaramaz. Mesela, eğer ki devlet Kodak krize girdiği zaman, ona destek verip; geleneksel üretim anlayışını sürdürmeye teşvik etseydi, Kodak bugün yeni zararlarla karşımıza çıkmaya devam edecekti. Bugün de bankaların risk iştahı dolayısıyla ettikleri zararları ödüllendirir gibi desteklemeye devam ederseniz, bu riskleri ilerde almaya devam edecek bankaların yeni bir kriz getirmesi kaçınılmaz olur. Zarar etmiş bu balonları büyütmek, ileride getireceği felaketleri de büyütecektir. Görüldüğü gibi, son yaşanan ne bu finansal kriz ne de ardından getirilen önlemler serbest piyasa ile bağlantılı. Devlet kapitalizminin yarattığı bu infalleri yine devlet çözecek diye umud eden devlet yöneticileri, mevkilerini ve akıllarını gözlerinde ne kadar da çok büyütüyorlar. Devlet’e gerektiğinden çok daha fazla önem atfeden sosyalistler sayesinde kendilerini dev aynada gören bu populistler, işlerin içine daldıkça, ortalığı daha da çekilmez hale getirdiklerinin farkında değil. Aynı zamanda, sosyal adaletin sağlayıcısı olarak taptıkları devletin, böyle durumlarda nasıl fakirden alıp zengine verdiğini görmezlikten gelinmesi, sosyalist düşünürlerin ayrı bir çıkmazı. Bu yüzdendir ki; sosyalistler,girdikleri çıkmazdan kurtulmak için can havliyle, krizin sorumlusu olarak kapitalizmi göstermektedirler. Fakat bu kriz göstermektedir ki, devlet beceriksiz bir aygıtın tekidir ve ona sosyal adaleti tesis etmesi için olağan üstü yetkiler vermek, daha güçsüz bireylerin daha adaletsiz bir dünyada yaşamalarına sebep olmaktadır. SON |
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 03 Kasım 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


