|
İsrail'in Hukuk Tanımaz Saldırısı Meşru Gösterilemez! |
|
|
|
Öner BULUT
|
|
Yazar Öner Bulut
|
|
Perşembe, 03 Haziran 2010 |
|
İsrail Devleti’nin hukuksuz olarak işgal ettiği Filistin Devleti’nin topraklarında yer alan Gazze Bölgesi’nde uygulanan katı abluka nedeniyle bu bölge çok uzun süredir, tüm uluslararası aktörlerin gözleri önünde insani bir drama sahne olmaktadır. İşte İsrail Devleti’nin uyguladığı bu ablukayı delerek, Filistin halkına insani yardım götürmeyi amaçlayan ulusal ve yabancı birçok gönüllü sivil toplum kuruluşu ve bireyin inisiyatifi ile oluşturulan yardım konvoyu sekiz gemi ile yaklaşık bir hafta önce rotasını Gazze’ye çevirerek çeşitli limanlardan hareket etmiştir. Filistin’e insani yardım taşıyan ve tüm uluslararası gümrük kuralları ile diğer hukuki yükümlülüklerini ifa ederek eksiksizce yola çıkan bu konvoya, bugün sabaha karşı İsrail Devleti ordusu tarafından silahlı müdahalede bulunulmuş ve gemide yer alan başka devlet vatandaşı sivil insanlar ateşli silahlarla katledilmiştir. İsrail Devleti’nin insani yardım taşıyan gemi konvoyuna karşı uyguladığı askeri müeyyide tamamen hukuk dışıdır. İsrail Devleti’nin gemilere karşı silahlı müdahalesini meşru gösterecek hiçbir hukuki ve fiili gerekçe yoktur.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 02 Haziran 2010 )
|
|
|
İnsalık Onuru İsrail'i Yenecek |
|
|
|
Bilal SAMBUR
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Çarşamba, 02 Haziran 2010 |
|
Kurulduğundan beri yaşadığımız coğrafyayı kana boğan, her gün insan hayatını ortadan kaldırmayı alışkanlık haline getiren bir İsrail olgusuyla karşı karşıyayız. İsrail denilen korkunç şeyin, kendisinden başka her şeye düşman ve kendisi uğruna her şeyi yok etmeye hazır bir çılgınlık ve vahşet makinesi olarak dizayn edildiğini artık herkes anlamaya başlamıştır. Yaratılan bu vahşet makinesi, aylardır Gazze’de yaşayan masum halkı açlığa ve sefalete mahkum etmiş bir durumdaydı. İsrail, Filistinlilere ‘sizin için ölüm, en iyi seçenektir’ diyordu. İsrail denilen vahşet canavarı için Filistin sorununun çözümü diye bir şey yoktur. İsrail açısından söz konusu olan sadece ve sadece Filistinlilerin nihai bir şekilde halli vardır, çünkü Filistinliler nihai olarak ortadan kaldırıldığında doğal olarak Filistin diye bir sorunda kalmayacaktır. 1945 Yılından beri İsrail, Filistinlileri nihai olarak halletmeye çalışmaktadır. Hamas ve güvenlik söylemleri birer aldatmacadan başka bir şey değildirler. Bu söylemler, İsrail’in Filistinlileri ortadan kaldırma uygulamalarını meşrulaştırmak için bütün dünyaya söylediği yalanlardan başka bir şey değildir. Gazze’ye uygulanan insanlık dışı saldırılar ve ambargolar, İsrail’in dünya ve insanlığı ortadan kaldırmayı hedefleyen korkunç bir canavar olduğunu sarsıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 01 Haziran 2010 )
|
|
|
Eski Rejimin Yeni Figüranı Kılıçdaroğlu |
|
|
|
Bilal SAMBUR
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Cuma, 28 Mayıs 2010 |
|
Eski rejimin (ancient regime) ana dayanaklarından biri olan CHP'nin başına Kılıçdaroğlu'nun seçilmesi, statükocu çevrelerde derin bir heyecan ve coşku yaratmıştır. Eski rejim yanlıları, bütün sorunların asıl kaynağının Baykal olduğu konusunda ittifak etmiş bir görüntü vermekte ve genel başkan değişikliğiyle eski rejimin aynen devam ettirileceğini düşünmektedirler. Baykal'ın devrilmesiyle sonuçlanan malum kaset olayından sonra, Kılıçdaroğlu etrafında yaratılan Gandi, halkçı ve devrimci imajları CHP'nin yeni genel başkanının eski rejimin yeni bir projesi olduğunu göstermektedir. Kılıçdaroğlu, değişim ve yenilik kavramlarıyla mucizeler yaratma yeteneğine sahip sakin bir lider olarak kamuoyuna sunuldu. Aslında Kılıçdaroğlu etrafında söylenenler onu sahicilikten uzaklaştırmaktadır, çünkü yakıştırılanların hiçbiri Kılıçdaroğlu'nun kendi doğal özellikleri değildir. Yapılmak istenen Kılıçdaroğlu'nu en az Tayyip Erdoğan kadar halka sempatik göstermeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Eski rejim, Kılıçdaroğlu'na Erdoğan gibi toplumdan oy alacak kadar sempatik görünme görevi vermiştir.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 27 Mayıs 2010 )
|
|
|
Gandi Kemal'in Gerçekle İmtihanı |
|
|
|
Kürşat ÇETİNKOZ
|
|
Yazar Kürşat Çetinkoz
|
|
Cumartesi, 22 Mayıs 2010 |
|
Mutluyum mutlular mutlusuyum. En sonunda yaratan rabbim, CHP’ye 62 yaşında gencecik bir lider nasip ediyor. İşte CHP’de fikri gençleşmenin mimarı olacak genç lider: Kılıçdaroğlu! Geçmişi yöneticilik başarılarıyla dolu. SSK’nın başında bugünkü iftihar edilecek hale gelmesinde büyük bir liderlik örneği göstermiş bir kişilik kendisi. Sonra CHP’de Grup başkanvekilliği döneminde ne büyük kıvrak zeka sahibi olduğunu, sorunlara nasılda muhteşem çözümler üretebildiğini göstermiş bir kişilik. Hele hele yolsuzluk bulmaktaki başarılarıyla bana devleti ne kadar iyi yönetebileceğini gösterdi. Zaten iyi bir başbakandan benim beklediğim özelliklerin başında muhalefetteyken düellolarla iktidarın yolsuzluğunu göstermesidir. Ha sorunlara falan çözüm üretmesine gerek yoktur. Yani kemikleşmiş sorunlar hakkında bugüne kadar tavşan şeysi gibi herhangi bir şekilli fikir ifade etmemiş olması benim için önemli değildir.
|
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 22 Mayıs 2010 )
|
|
|
Türkiye Yunanistan Olmaz; Ama... |
|
|
|
Alper AKALIN
|
|
Yazar Alper Akalın
|
|
Çarşamba, 05 Mayıs 2010 |
|
[ Bu yazının kısaltılmış versiyonu, 5 Mayıs 2010 tarihli Referans Gazetesi'nde yer aldı ] Türkiye’de Dış Borçların Artış Oranı Yandaki grafiğin de gösterdiği gibi, Türkiye’nin 2002 – 2009 yılları arasında kullandığı dış borç miktarı hızla artmıştır. AK Parti hükümetinin mali ve finans politikalarında liberal bir yol izlemesi, sadece kamu ekonomisinde değil özel sektörde de dış kaynak kullanımını özendirmiş ve grafikte de görüleceği üzere özel sektördeki dış borç artış oranı kamu maliyesinin kullanımının çok daha üstünde olmuştur. 2002’den beri sürekli artan özel sektöre ait dış borçlar yıllık %22.1’lik bir büyüme hızı ile 43 milyar dolardan 174 milyar dolara ulaşmıştır. Kamu Borçları ise daha çok yatay bir seyir izlemiş, 8 yıllık dönem boyunca artış hızı sadece %1.6’lerde kalarak 87 milyar dolardan 97 milyar dolara yükselmiştir. Toplam dış borç ise, özel sektörün borçlarının etkisiyle yılda %11.1 hızla büyüyerek 130 milyar dolardan 271 milyar’a ulaşmıştır. Kamu dış borcunun toplam dış borç içerisindeki payı 2002 yılında %67 iken, bu oran 2009’da %36’lara kadar düşmüş, özel sektörün dış borç oranı 2009 yılı sonu itibariyle %33’ten %64’lere kadar fırlamıştır. Türkiye’nin Dış Borcu Yüksek Risk Yaratıyor mu? Yalnız belirtmek gerekir ki, dış borcun sadece niceliksel artışını vermek, dış borcun riskini ölçmek için katiyen yeterli değildir. Dış borçların artış oranını toplam milli gelir ve ihracat gelirlerindeki artış oranını baz alarak karşılaştırmak; dış borç riskliliğini ölçmek adına daha sağlıklı bir yol olacaktır.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 05 Mayıs 2010 )
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 535 |