Ebuzer IRKIÇATAL
Laissez Faire, Laissez Fumer Yazdır E-posta
Yazar Ebuzer Irkıçatal   
Çarşamba, 27 Ocak 2010

http://2.bp.blogspot.com/_gtQcPkIjBp4/SQod5vozSyI/AAAAAAAAAiI/TVXlqm5SKo0/s400/sigaraIcOnu.jpg“Dumansız hava sahası”… Bundan kısa zaman önce hayatımıza girmiş ve aynı zamanda son derece tartışmalı bir kavram. Ayrıca uygulanamayacağı kanısına rağmen ilk anda gayet başarılı bir şekilde de uygulanmıştır. Peki, nedir bu dumansız hava sahası ve neyi amaçlar? Dumansız hava sahası uygulaması, sigara içmeyenleri düşünerek, onların sağlığını korumak için yani istemeyen insanları pasif içicilikten kurtaran kapalı alanlarda sigara içme yasağıdır. Tabi buna bütün restoran, cafe ve kahvehaneler dâhildir. Gerçekten de burada sigara dumanından mağdur olan insanları koruma ve kurtarma amacı mı güdülmektedir?

Bir de yeni yıl itibari ile gündemimize giren başka bir uygulama var. O da sigaraya yapılan yeni vergi zammı. Bu zammın amacı ne peki? Bu zammın da iki boyutu olduğunu düşünebiliriz. Birincisi mali yönüdür. Hükümet vergileri arttıracak ve böylece kasasına daha çok para girecek. Ayrıca yeni uygulamanın ikinci bir ciheti de var ki o da sağlıkla ilgilidir. Vergiye zam yapmış doğal olarak da sigara fiyatları artmıştır. Sigara daha pahalı olunca içecek sayısı da azalacaktır, sigara tüketimi de. Yani hem daha az kişi içecek hem de içen daha az içecektir. Hal böyle olunca da sağlık harcamaları da düşecektir. Sonuçta sigaranın sağlığa pek faydalı olmadığı bilinen bir gerçektir ve birçok kansere de sebebiyet vermektedir. Bu durumda halkın sağlığı korunacak devletin de sağlık harcamaları düşecektir.

Bunlar basit görünen suyu yüzündeki sebeplerdir. Peki, bu uygulamalar gerçekten de yukarıda açıkladığım nedenlerden ötürü mü yapılır?

Son Güncelleme ( Salı, 26 Ocak 2010 )
 
Çalışanların Birey Kalabilmeleri Yazdır E-posta
Yazar Ebuzer Irkıçatal   
Salı, 22 Aralık 2009

https://www.openforum.com/media/7e3cd084-464d-4d5e-8671-7c1838130d12_detail.jpgİnsanlar yaşamak için, -istisnalar dışında- çalışmak zorundadırlar. Çalışan insanlar, alışık oldukları düzenden farklı bir düzene uymak zorundadırlar ve bu düzen pekala insanın. Ayrıca insanlar çalışırken genelde sadece çalıştığı pozisyondaki sıfatıyla anılıp, o sıfatla değerlendirilir. Bu durumlarda sorulması gereken soru şu olmalıdır kanaatimce; insanlar farklı çalışma ortamlarında farklı düzenlere uymak zorunda kalırken, veya mesleğimizle birlkite anılırken kişiler, bireyliklerinin kaybediyorlar mı, kaybetmelerini meşru görülebilir mi? Burada, çalışanın birey olmaktan ziyade toplumun veya bir şirketin bir parçası olup olmadığına fazla değinmek yerine, daha çok bunun meşruiyeti ile ilgili düşündüklerimi açıklamaya çalışacağım

Bir çalışan, ister özel sektörde olsun, ister devlet memuru olsun, kendisinden beklenen görevi yerine getirmelidir. Fakat bu, onu bireyin ötesinde bir makine çarkı  yapmaz. Fakat bir çalışanı sadece çalıştığı sıfatla değerlendirmek ve o sıfata hapsetmek gereksiz olur. Bir kişi ne olursa olsun kendi benliğinden soyutlanmaz, bunu beklemek de abesle iştigalden başka bir şey değildir zaten. Tabi daha işin burası, sosyolojik bir mesele olarak devam ettirilebilir…

O zaman bir çalışan, bireyden ziyade bir bilgisayar gibi tasavvur edilebilir mi?

 
Toplumsal Anlayış Sorunsalı Olarak Eşcinsellik Yazdır E-posta
Yazar Ebuzer Irkıçatal   
Çarşamba, 16 Aralık 2009

http://outtakeonline.com/uploaded_images/homophobia-739571.jpgDünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de bir eşcinsellik sorunsalı var. Hatta bizim ülkemizde özellikle batıya nazaran daha büyük bir problem olduğu açık. Yalnız problemin siyasal bir sorundan ziyade, toplumsal bir anlayışsızlık olduğu kanaatindeyim. Eşcinsellik sorununda devletin ne yapması gerekir diye sorduğumuzda, evlenme yasağının kalkması akla ilk gelendir herhalde. Evet, siyasal iktidar, hangi hakla iki erkeğin evliliğine yasak koyar? Bu sorunun temelinde de toplumsal algı yatmaktadır. Toplumda eşcinsel evlilik veya birliktelik herhangi bir şekilde kabul edilebilir olmadığı için bunu da yasak olması doğaldır. Yani eşcinsel evlilik yasak olmalıdır demiyorum fakat devletin topluma dayatmaya çalıştığı bazı yasaklar gibi olduğunu düşünmüyorum. Yani sorun siyasal değildir.

Toplumda eşcinsellik kolay kolay hoş  görülen bir şey değildir. Bu bizim toplumumuzda böyledir, diğer toplumlarda da… Tabi toplumdan topluma ve zamandan zamana bu hoşgörüsüzlüğün derecesi değişir ve hatta kaybolabilir. Bazı çağlarda, özellikle bazı toplumlarda homoseksüelliğin, heteroseksüellikten daha meşru ve hatta erdemli görüldüğü de olmuştur. Bugün baktığımızda da gayet normal kabul edilen toplumlar mevcuttur, fakat genel manada toplumda kabul edilebilir bir olgu olduğunu söylemek imkânsızdır. Bugün en doğal kabul edilen ülkelerde dahi, bir aşağılama ve bir küçük görme vardır. Hatta hakaretler olarak çok kullanılır.

Son Güncelleme ( Salı, 15 Aralık 2009 )
 
Ahmet Selim'in Kavram Karmaşası Yazdır E-posta
Yazar Ebuzer Irkıçatal   
Cumartesi, 31 Ekim 2009

http://pointriderrepublican.typepad.com/dictatorship.jpg Zaman gazetesi köşe yazarlarından Ali Bulaç'ın etkisiyle mi yazmış bilemiyorum ama, son yazısında, yine aynı gazetenin köşe yazarı olan Ahmet Selim de liberalizme saldırayım demiş. Bazı kavramları kendisi anlayamamış ve zannımca ki bunu da "Kavram Oyunları" diye belirtmiş. Gerçekten mi bazı kavramları anlamlandıramıyor bilemiyeceğim fakat ben yine de bazı kavramları naçizane açıklamaya çalışacağım.

Selim, bir yabancı düşünürün (yabancıysa kötüdür zaten) "Ben liberal bir diktatörü, liberalizme yer vermeyen bir demokrasiye tercih ederim." sözüyle yazısına başlamış. Sonra da parantez açıp bir diktatörün liberal olabileceği, fakat demokrasinin liberal değerler barındıramayabileceği fikriyle dalga geçmiş. peh peh... O "peh peh"lerine geleceğim, fakat önce bir noktaya değinmek gerekiyor. Yukarıda sözünü ettiği ünlü düşünür, 20. yüzyılın büyük liberal düşünürlerinden ve Nobel ödüllü Avusturya iktisatçısı Friedrich August Von Hayek. Hayek yukarıdaki sözü evet söylemiştir.

Şunu belirtmek gerekir ki Hayek haytının son 2 senensinde hafıza kaybı yaşamıştır ve bu sözü de son yıllarında, bunamaya başlamasıyle birlikte söylemiştir. bunu da ihmal etmemek gerekir. Velev ki bu sözü akıl sağlığı yerindeyken söylemiş olsun, ne çıkar bundan. Bir liberal düşünür, değerli ve önemli fikirler sundu diye her sözü de doğru kabul edilecek diye birşey yok ki... Hiç kimseyi putlaştırmaya gerek yok. Liberalizm bir din değildir ve peygamberi de yoktur. Dolayısıyla üstad Hayek öyle bir şey söyledi diye, bunun tüm liberaller taradından kabul edilmesi beklenemez. Sonuçta liberalizm ucu açık ve dinamik bir ideolojidir, fikir babalarının aralarında da görüş ayrılıkları yok değildir.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 31 Ekim 2009 )
 
Neden Gençler Sosyalist Olur? Yazdır E-posta
Yazar Ebuzer Irkıçatal   
Pazartesi, 19 Ekim 2009

http://cdn1.cnnturk.com/Handlers/File.ashx?FileID=261329 Sosyalizm'in çöküşüyle birlikte Sovyetler Birliği'nin de dağılmasından sonra, sosyalist sistemi yaşamış birçok kişide, Sosyalizme bir hasret duygusunu görmek mümkün. Bugün Küba ve Kuzey Kore haricinde, tüm dünyada iyi veya kötü bir piyasa ekonomisinin varlığından söz edilebilir. Fakat Sosyalizm çökmüş olmasına rağmen, yüz milyon insanın canına mâl olmasına rağmen, insanlara vaat ettiği eşitliği, herkesi sefalette eşitleyerek gerçekleştirmesine rağmen, nasıl ve niçin hâlâ özlem duyanlar olabiliyor? Azerbaycan'dan gelmiş, Türkiye'de üniversite eğitimi alan bir gencin Sosyalizmle ilgli övgülerine şahit oldum. Annesinden duyduklarını anlatıyordu. Annesi bu sistemi görmüş ve çok memnunmuş. İnsanlara birçok şey bedava sağlandığı için, refahın ve mutluluğun kol gezdiğini belirtiyordu annesinden rivayetle. Bu şartlar altında insanlar sisteme karşı değillermiş...

Tabi ben sosyalizmde hiç yaşamadım. Fakat konuyla ilgili değerlendirme ve yorum yapabilmem için bunun ciddi bir engel teşkil ettiği kanısında da değilim.

Bugün dünyanın hiçbir yerinde tam manasıyla serbest piyasa ekonomisi mevcut değil. Gerçekleşebilir mi, gerçekleşemez mi onu bilemem fakat bunun sebebini bildiğimi düşünüyorum. Serbest piyasa ekonomisinin popülist bir yanının olmaması. Popülist değildir ve vaatlerini uzun vadede sunar. Dolayısıyla dünyanın hiç bir yerinde henüz, tam olarak hayat bulamamıştır. Fakat Sosyalizm'de ise durum tam aksidir. Halkı kısa vadede memnun ve mutlu edecek uygulamalara dayandırır kendini. Dolayısıyla halk arasında çabuk kabul görebilir. Kısa vadede bir cennet sunabilir veya cennet sunduğuna insanları inandırabilir.

Son Güncelleme ( Pazar, 18 Ekim 2009 )
 
design by macroajans