|
İnsalık Onuru İsrail'i Yenecek |
|
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Çarşamba, 02 Haziran 2010 |
|
Kurulduğundan beri yaşadığımız coğrafyayı kana boğan, her gün insan hayatını ortadan kaldırmayı alışkanlık haline getiren bir İsrail olgusuyla karşı karşıyayız. İsrail denilen korkunç şeyin, kendisinden başka her şeye düşman ve kendisi uğruna her şeyi yok etmeye hazır bir çılgınlık ve vahşet makinesi olarak dizayn edildiğini artık herkes anlamaya başlamıştır. Yaratılan bu vahşet makinesi, aylardır Gazze’de yaşayan masum halkı açlığa ve sefalete mahkum etmiş bir durumdaydı. İsrail, Filistinlilere ‘sizin için ölüm, en iyi seçenektir’ diyordu. İsrail denilen vahşet canavarı için Filistin sorununun çözümü diye bir şey yoktur. İsrail açısından söz konusu olan sadece ve sadece Filistinlilerin nihai bir şekilde halli vardır, çünkü Filistinliler nihai olarak ortadan kaldırıldığında doğal olarak Filistin diye bir sorunda kalmayacaktır. 1945 Yılından beri İsrail, Filistinlileri nihai olarak halletmeye çalışmaktadır. Hamas ve güvenlik söylemleri birer aldatmacadan başka bir şey değildirler. Bu söylemler, İsrail’in Filistinlileri ortadan kaldırma uygulamalarını meşrulaştırmak için bütün dünyaya söylediği yalanlardan başka bir şey değildir. Gazze’ye uygulanan insanlık dışı saldırılar ve ambargolar, İsrail’in dünya ve insanlığı ortadan kaldırmayı hedefleyen korkunç bir canavar olduğunu sarsıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 01 Haziran 2010 )
|
|
|
Eski Rejimin Yeni Figüranı Kılıçdaroğlu |
|
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Cuma, 28 Mayıs 2010 |
|
Eski rejimin (ancient regime) ana dayanaklarından biri olan CHP'nin başına Kılıçdaroğlu'nun seçilmesi, statükocu çevrelerde derin bir heyecan ve coşku yaratmıştır. Eski rejim yanlıları, bütün sorunların asıl kaynağının Baykal olduğu konusunda ittifak etmiş bir görüntü vermekte ve genel başkan değişikliğiyle eski rejimin aynen devam ettirileceğini düşünmektedirler. Baykal'ın devrilmesiyle sonuçlanan malum kaset olayından sonra, Kılıçdaroğlu etrafında yaratılan Gandi, halkçı ve devrimci imajları CHP'nin yeni genel başkanının eski rejimin yeni bir projesi olduğunu göstermektedir. Kılıçdaroğlu, değişim ve yenilik kavramlarıyla mucizeler yaratma yeteneğine sahip sakin bir lider olarak kamuoyuna sunuldu. Aslında Kılıçdaroğlu etrafında söylenenler onu sahicilikten uzaklaştırmaktadır, çünkü yakıştırılanların hiçbiri Kılıçdaroğlu'nun kendi doğal özellikleri değildir. Yapılmak istenen Kılıçdaroğlu'nu en az Tayyip Erdoğan kadar halka sempatik göstermeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Eski rejim, Kılıçdaroğlu'na Erdoğan gibi toplumdan oy alacak kadar sempatik görünme görevi vermiştir.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 27 Mayıs 2010 )
|
|
|
Yeter ki Devlet Toplumdan Elini Çeksin |
|
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Salı, 04 Mayıs 2010 |
|
Otuz üç yıl aradan sonra ilk defa 1 Mayıs’ın Taksim’de kitlesel olarak kutlanmasına izin verildi. Kalabalıklar, Taksim’e aktı ve hiçbir olay çıkmadan 1 Mayıs şenlik havasında kutlandı. 1 Mayıs’ın bayram havasında kutlanmasını ve kutlamalar sırasında hiçbir olay çıkmamasını, toplumumuzun olgunluk düzeyini göstermesi açısından önemli bir pratik olarak değerlendirebiliriz. 1 Mayıs denince hepimizin şimdiye kadar bu tarihten korkmasının ve endişe duymasının arkasında geçmişte yaşanılan kanlı bir katliam vardır. 1 Mayıs 1977’de meydandaki bir otelin üstünden kalabalığa açılan ateş sonucu otuz yedi masum insan hayatını kaybetti ve onlarca kişi yaralandı. 1 Mayıs ve Taksim Meydanı’nın böyle bir katliamla özdeşleştirilmesi büyük bir talihsizliktir. Bu katliam, Taksim’i ve 1 Mayıs’ı kirletmekle kalmadı, hepimize de gözdağı verdi. Bu katliam sayesinde dağlara taşlara korku sindi, birçok şeyi konuşmaya ve düşünmeye korktuk. Çünkü kendimizle ilgili birçok şeyi düşünüp ve konuştuğumuz takdirde başımıza 1 Mayıs katliamı gibi felaketler gelmesinden korktuk. Daha doğrusu 1 Mayıs katliamıyla katiller, yaşamak için en iyi yolun korkmak ve susmak olduğu mesajını hepimize yıllarca verdiler.
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 03 Mayıs 2010 )
|
|
|
Çılgın Türklerin Yumrukları |
|
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Çarşamba, 21 Nisan 2010 |
|
İlk önce DTP’nin eski genel başkanı ve yasaklı siyasetçi Ahmet Türk’e Samsun’da saldırıldı ve burnu kırıldı. Daha sonra bakan Taner Yıldız’a Kayseri’de öğretmen olan biri saldırdı ve burnunu kırdı. Bu iki olayda da fiziksel saldırı, yumruğun inmesi şeklinde oldu. Yumrukta sembolleşen şiddet ve vahşete, kişisel olmanın ötesinde kolektif bir anlam ve değer verilmeye çalışılmaktadır. Başka bir ifade ile bu yumruklar, bir kahveci çırağının ya da beden eğitimi öğretmeninin yumrukları değil, ‘çılgın Türklerin’ yumruklarıdır şeklinde herkese bir korku ve yıldırma mesajı verildi.
Doksan yıla yakın bir süredir devlet eliyle bu topraklarda şiddet ve fanatizmi içselleştirmiş saldırgan ve yıkan bir insan tipi yaratılmaya çalışılmaktadır. Ülkemizin kalabalık olmaktan çıkıp bir topluma dönüşememesinin en önemli nedenlerinden biri, içselleştirilen şiddet ve fanatizmdir. Saldırganlık ve yıkıcılık, insanları toplum yapmaz, sadece onları güruh kalmaya mahkum eder. Özellikle iki binli yıllardan itibaren yaşadığımız coğrafyayı, saldırganlık ve yok ediciliğe mahkum etmek için sistematik ve planlı bir toplumsal mühendislik projesi uygulandı. Bu yeni toplumsal mühendislik projesinin adı “Çılgın Türklerdi.” Yirmi birinci yüzyılın ilk on yılını geride bıraktığımız bugünlerde yaşadıklarımız, ‘Çılgın Türkler’ yaratma projesinin başarılı bir şekilde uygulandığını görüyoruz.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Nisan 2010 )
|
|
|
Liberalizm Sahici Bir Hümanizmdir |
|
|
|
Yazar Bilal Sambur
|
|
Çarşamba, 14 Nisan 2010 |
|
Dini bir perspektife sahip olan bazı yazarlar tarafından, liberalizmin insan ve özgürlük düşüncesine yönelik birtakım eleştiriler yapılmaktadır. Bu yazarların liberalizmin insaniliğini hedef aldığı görülmektedir. Hatta bu kimseler, liberalizmin insanlık karşıtı bir vahşet ve cahiliye düşüncesi olduğunu ifade etmektedirler. Dini perspektiften liberalizme yönelik yapılan eleştiriler, iki iddia üzerinde odaklaşmaktadır. Birinci iddiaya göre, liberalizm, bireyi Tanrılaştırmaktadır. İkinci iddiaya göre ise, liberalizm, bireyi hiçbir ahlaki ve insani kaygısı olmayan bedeni ve şehevi arzularının esiri bir mahluk yapmaktadır. Bu iki iddiayı birlikte seslendiren dinsel nitelikteki zihinsel çerçeveye göre, liberalizm insanın insanlığını inkar ettiği gibi, Tanrı’nın da Tanrılığını inkar eden hedonist bir düşünceden başka bir şey değildir. Biz bu bağlamda, din adına liberalizme yönelik eleştirilere cevap vermek yerine, liberal düşünce ve insan arasındaki ilişkiye dair düşüncelerimizi kısaca ifade etmek istiyoruz.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 13 Nisan 2010 )
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 25 |