Öner BULUT
Devletin "Ergenekon" ile İmtihanı Yazdır E-posta
Yazar Oner Bulut   
Pazartesi, 12 Ocak 2009

Ergenekon Operasyonu, örgütün, bugününden geçmişine doğru genişliyor.

İlk durak 28 Şubat döneminin Ergenekoncuları oldu.

Oldu olmasına da, yapılan son operasyon, bir biri ardına birçok skandalı da beraberinde getirdi.

Skandalların bazılarını kanıksadık bile. Artık olan bitene hiç şaşırmıyoruz.

Mesela basın…

Gazeteler attıkları manşetlerle, TV kanalları yaptıkları canlı bağlantılarla, ‘yangına körükle gitmek’ deyiminin örneklerini sergilediler, gün boyu ve hatta ertesi günlerde. Olay o raddeye geldi ki, dualar eşliğinde, askerden bir gece yarısı bildirisi daha beklenir oldu malum çevrelerce. Hani, ertesi sabaha, sokağımızdan geçen tankların gürültüsü ile uykumuzdan uyansak yadsımayacak noktadayız.

http://www.haberturk.com/2008/08/12/kuturesim/02_ERGENEKON_NEDIR_EGITIM.jpg
Son Güncelleme ( Pazar, 11 Ocak 2009 )
 
Söz Konusu İsrail ise Yazdır E-posta
Yazar Oner Bulut   
Salı, 06 Ocak 2009

Bugünlerde bazı strateji ve siyaset uzmanları, televizyonlarda ve diğer basın organlarında, ağız birliği etmiş gibi aynı yorumu yapıyorlar: 

“İsrail, Beyaz Saray’da görev değişikliği olmadan önce elini çabuk tutarak, barış yanlısı ve anti-militarist Obama’nın kucağına saatli bomba bıraktı.”

Bu yorumlar karşısında ben de diyorum ki: “Orta Doğu’da söz konusu İsrail ise, medeniyet teferruattır.”

Orta Doğu’da İsrailliler ile Araplar arasındaki savaş yarım yüzyıldan daha eski bir tarihe sahiptir. Nice ABD başkanları, Beyaz Saray’ın şatafatlı odalarından geldi geçti, fakat Orta Doğu’nun devamlı kanayan bu yarası bir türlü kapanmadı.

Onlarca ABD başkanı eskiten bu sorunu Obama’nın çözüme kavuşturması hayal ürünüydü zaten. Olayın diğer bir yönü de Obama’nın Amerikan Yahudi Lobisine olan gönül borcunun bulunması. Obama’nın, başkanlık propagandasına siyasi ve ekonomik destek veren aşırı radikal Musevi kuruluşları karşısına alarak, Orta Doğu’da İsrail’in çıkarları aleyhine bir diplomasi yürütmesi mümkün değil. Yani Obama, başkanlık koltuğunda oturuyor olsaydı dahi, İsrail Gazze’ye girecekti. Muhtemelen de bu işgal, Obama’nın bilgisi dâhilinde yapıldı.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 05 Ocak 2009 )
 
Bir İnsanlık Dramı Yazdır E-posta
Yazar Öner Bulut   
Çarşamba, 31 Aralık 2008
Öner, sanki ermenileri ve yaşadıklarını değil de; aslında bugün Filistin'de yaşananları yazmış.

Bir aile düşünün;http://habercininyeri.files.wordpress.com/2007/12/filistin5.jpg

Yanına kuru katı yiyeceklerden ve birkaç parça eşyadan başka bir şey alamadan çok uzaklara göçen...

Bir baba düşünün;

Arkasında kimi zaman hüzünlü, kimi zaman mutlu, kimi zaman şen kahkahalarla dolu anılarını bırakarak, çocukları için yeni bir hayat kurmak üzere, bilmediği bir geleceğe doğru umutsuzca ve hüzünle yola koyulan…

Bir ana düşünün;

Gelinliğini giydiği, baba evinden kocasının evine düğün alayı ile birlikte geldiği, kan ter içinde kalarak ve acı çığlıklar ile bebeğini doğurduğu, ona nane kokan yoğurtlu çorbasını pişirdiği, kim bilir belki büyüdüğünde oğlunu askere uğurladığı, kızını everdiği o güzel günleri unutturacak acılara doğru kendi ayakları ile gitmeye mecbur olan.

Son Güncelleme ( Salı, 30 Aralık 2008 )
 
Hayat Bulan Ütopya (3) Yazdır E-posta
Yazar Oner Bulut   
Cumartesi, 27 Aralık 2008

Avrupa Birliği Antlaşması (1992-Maastricht Antlaşması)http://www.unizar.es/euroconstitucion/dibujos/photos/Maastricht_Treaty_large.jpg

AB Antlaşması, imza edildiği dönemin siyasi durumu düşünüldüğünde çok önemlidir. Özellikle 1990’da Berlin Duvarı’nın yıkılarak Doğu Almanya ile Batı Almanya’nın birleşmesi ve 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması, AB’nin siyasi organizasyon olarak da ön plana çıkmasını zaruri kılmıştır.

Daha önceki başarısız denemeler nedeniyle, Avrupalı devletler, Maastricht’e kadar sadece ekonomik temelde bütünleşmeyi öngören antlaşmalara imza atmışlardı. Fakat Avrupa kıtasının yeni politik görünümü, siyasi entegrasyonu neredeyse zorunlu hale getirmekteydi. Bu nedenden dolayı artık AB’nin, bir yandan üye devletlerin kimliklerini korurken, diğer yandan da karar verebilme ve uygulama yeteneği bulunan hem etkili, hem de demokratik bir örgüt olma yolunda daha ileri gitmekten başka çaresi kalmamıştı.

AB Antlaşması ile birlikte, “Avrupa Birliği” terimi ilk kez kullanılmıştır. Avrupa Birliği sadece bir terim olmaktan öte anlamlar taşımaktaydı. Bu terim, Avrupalı devletlerin yekvücut hareket kabiliyeti kazanabilmesi için, siyasi bir organizasyon olarak ortak hedef doğrultusunda güçlerini birleştirmesi anlamını yansıtmaktadır.

Son Güncelleme ( Cuma, 26 Aralık 2008 )
 
Cesaret ve Korkaklık Yazdır E-posta
Yazar Öner Bulut   
Pazar, 21 Aralık 2008

Cesaret

http://img339.imageshack.us/img339/6308/443884ux0.jpg

Baskın Oran, Ahmet İnsel, Cengiz Aktar ve Ali Bayramoğlu bir araya gelerek, internette ortak bir platform oluşturdular ve bu platform vasıtası ile kendi adlarına, “1915’te Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı büyük felaketten ötürü, onların acılarını paylaştıklarını ve kendilerinden özür dilediklerini” deklare ettiler.

Birkaç senedir, peyderpey milliyetçilik mecrasına doğru evrilen Türkiye’de, resmi doktrin aleyhi bu tarz bir bildiri yayınlamak, imzaya açmak ve imzalamak büyük cesaret ister.

Zira bu ülkede, resmi öğretinin dışına çıkarak eleştiri yapanların, ne gibi olumsuzluklarla karşı karşıya kaldıkları bilindik bir olgudur (Bkz. Hrant Dink’in, Orhan Pamuk’un, Elif Şafak’ın ve adını hatırlayamadığım birçok aydının yaşadıkları).  

Sadece bu cesur girişimlerinden ötürü bile saygıyı ve takdiri hak eden bu dört aydın ve destekleyicileri, malum çevrelerce, beklendiği üzere “vatan haini” olarak yaftalandı bile.

Devlet kademesindeki genel temayül, bu girişimi, “dış mihrakların, Türkiye’yi ‘dahilî bedhahlar’ vasıtasıyla, ‘soykırımı’ cebren ve hile ile tanıtma girişimi”nin öncüsü olarak gördü.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 24 Aralık 2008 )
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 28 - 36 Toplam: 52
design by macroajans