|
Sosyalizm : Neden İmkansız? (3) |
|
|
|
Yazar Soner Hoca
|
|
Cuma, 27 Mart 2009 |
|
Müşevvikler (Girişimci Ruh) Ortak mülkiyet esasına dayalı sosyalizm, sizi daha iyi bir 'şey' üretmeniz için teşvik etmez. Bu sosyalizmin dördüncü hayati hatasıydı. İcat ettiğiniz şeyden ötürü ödüllendirilmeyecekseniz-ki biz buna kapitalizmde 'kar' diyoruz, o şeyi icat etmeniz için çok fazla bir nedeniniz yoktur. Fakat sosyalistler bunun illa böyle olması gerekmediğini, kapitalizmde insanların kar güdüsüyle hareket ettiğini ama sosyalizmde de insanların aynı şevkle sadece 'toplumun iyiliği' için çalışacağına inanırlar. Makalemizin ilk bölümünde geniş anlamda incelediğimiz gibi sosyalizmde 'herkes melek olsa dahi' üretim araçlarında piyasa fiyatlarının olmaması sosyalizmin bolluk hedefine ulaşmasındaki en büyük engeldir ancak bunu şimdilik 'müşevvikler' konusunu daha iyi tartışabilmek için es geçiyoruz. Aslına bakarsanız tüm iktisadı iki ana konuya dahi indirgeyebiliriz. Birincisi, kaynaklar kıttır. İkincisi, insanlar ancak bir çıkarları varsa harekete geçerler. 'Girişimci ruh' ancak ve ancak serbest piyasanın işlediği, mülkiyet hakları tanınan ve kar-zarar olgusunun kabul edildiği bir sistem altında varolabilir. Ürettiğim ürüne el konacak ve tüm topluma dağıtılacak ise neden daha çok çalışayım? Yaşanan tarihi tecrübeler, müşevvikleri yok eden dağıtımcı politikaların ne beter sistemler yarattığını gözler önüne sermiştir.
|
|
|
Sosyalizm : Neden İmkansız? (2) |
|
|
|
Yazar Soner Hoca
|
|
Cuma, 20 Mart 2009 |
|

Geçen yazımızda ilk argüman olarak, piyasa fiyatları olmadan (özellikle üretim malları) oluşturulmaya çalışılan bir ekonominin 'herkes melek olsa dahi' ekonomik rasyonaliteyi gerçekleştiremeyeceğini ve bu yüzden sosyalizmin vaad ettiği bolluk durumuna hiçbir zaman ulaşılamayacağını belirtmiştik. Makalenin başında belirttiğim sıraya uygun olarak, sosyalizmin zayıf noktalarını incelemeye devam ediyoruz. Kar-Zarar Sosyalist bir iktisadi sistemin ihmal ettiği ikinci önemli husus : Kar-Zarar'dı. Piyasa ekonomisi genelde kaynakları verimli ve tüketici ihtiyaçlarını doğru okuyup, ona uygun ürünler üreten girişimcileri ödüllendirir. Tüketici ihtiyaçlarını doğru okuyamayan, kaynakları verimsiz kullanan (dolayısıyla maliyeti artan), yetersiz hizmet sunan firmalar ise zarar ve iflas ile cezalandırılır. Serbest bir piyasada üretim faktörleri verimsiz ellerden, verimli ellere doğru kendiliğinden yönlenirler. Rekabetçi ve kar güdüsü ile hareket eden bir iktisadi sistem, kaynakların optimizasyonunu sağlar ve ekonomiyi-hayat standartlarını çok daha yukarı seviyelere taşır. Başarısız firmalar için serbest piyasa adeta giyotin görevi görür ve evet onlara acımasız davranır. Sosyalist bir iktisadi sistemde ise kar-zarar gibi olgular önemsizdir. Ne kar edebilmek mümkündür ne de zararı hesaplayabilmek...Kar/Zarar olgusu olmadığı için mal ve hizmet üreten kuruluşların kaynakları daha verimli kullanmak gibi bir arzusu da yoktur. Bu olgulardan bağımsız bir kuruluşun üretim ve hesaplama yaparken ne türden bir disiplin içerisine olacağını tahmin etmemiz zor değildir.
|
|
|
Sosyalizm : Neden İmkansız? (1) |
|
|
|
Yazar Soner Hoca
|
|
Çarşamba, 04 Mart 2009 |
|
1917′deki Bolşevik devrimi nihayetinde sosyalizm, kitaplar ve hayaller dünyasından çıkıp dünyanın en zengin doğal kaynaklara sahip topraklarında kendisine yaşama alanı buldu. İnsanlara eşitlik, refah ve daha güvenli bir dünya vaad etti.(1) Sonunda vaadlerinden sadece birisini gerçekleştirebildi : Herkes ’sefalette eşit’lenmişti… Yaşadığımız son finansal krizden sonra medyada en ufak bir köşesi olanlar bile hep bir ağızdan ‘Yeni Bir Dünya Düzeni’nin artık gerekli olduğunu, kapitalizmin bu içsel çelişkilerini aşamayacağını, sonunda onunda kilitlendiğini özellikle yazıp durdular/durmaktalar… Krizin kapitalist teori ile bir ilgisinin olmadığını konuyla ilgili bir başka yazımda ele almıştım(2). Peki ‘Yeni Bir Dünya Düzeni Mümkün!’ ile ne anlatılmak isteniyor? Elbette örtülü bir biçimde sosyalizm’den bahsediyorlar. Ve onlara göre ne geçmişte S.S.C.B. ne de şu anda Kuzey Kore’de veya Küba’da uygulanan sistem ‘tam sosyalizm’ değil. Sosyalizm başka bir şey. Evet Odtü’deki profesöründen, Fenerbahçeli Kemalettin’e kadar bu böyle.. Bu yazının amacı, sosyalizmin neden ’imkansız’ olduğunu anlatmaktır.
|
|
|
İnsan Çalışırken Devlet Ne Yapar? * |
|
|
|
Yazar Soner Hoca
|
|
Pazartesi, 23 Şubat 2009 |
|

Sakin bir sahil kasabasında genç bir balıkçı yaşarmış. Sabah erken saatlerde kalkar avlanır, öğlen güneşi tepeye varana kadar avladığı balıkları pazarda satar, öğleden sonra da ailesiyle ve arkadaşlarıyla vakit geçirirmiş. Balıkçının genelde bu az çalışan, avare halini gören ve ona nasihatte bulunmak isteyen çok büyük bir şirketler topluluğunun sahibi yaşlı adam “Evlat…senden her zaman gelip alışveriş yapıyorum. Ama görüyorum ki az kazanıyorsun. Neden bir tekne daha alıp işleri büyütmüyorsun? Ayrıca öğleden sonrada aylaklık yapacağına çalışmaya devam etmelisin, böylece daha çok balık toplayabilirsin” demiş… -”Neden?” demiş genç balıkçı.. Yaşlı ve zengin adam devam etmiş “Sen beni anlamadın galiba..daha çok balık tutman, daha çok kazanman demek” demiş.. - “Peki sonra?”
|
|
|
Kamusal Gaspın Somut Hali Vergiler Üzerine Kısa Bir Açıklama |
|
|
|
Yazar Soner Hoca
|
|
Salı, 25 Kasım 2008 |
|
Son yazımda finansal piyasalara müdahale eden kamu otoritelerini sorgulamış ve satır arasında “Devlet müdahalesi iyi birşey ise neden müdahale oranını arttırdığımız ülkeler, müdahale oranı düşük ülkelere göre daha düşük hayat standartlarına sahip?” sorusunu sormuştum. SiyasetKahvesi.com ’dan Ceyhun bey ise bana hitaben yazdığı yazısında, ‘egemen-liberal görüş’ olarak nitelendirdiği ve “Vergi oranı arttıkça büyüme kötü yönde etkilenir, vergi oranı azaldıkça ise büyüme artar” söylemine çeşitli grafikler ve argümanlarla karşılık vermiş. İsveç’in yüksek vergili fakat refah seviyesi yüksek modelini de örnek göstermiş. Çok kısa bir açıklama yazısı ile sözkonusu karşı-argümanları ve düşünceyi irdelemek istiyorum zira ‘vergilerin az olması gerektiği’ne dair uzun bir ikna makalesine girişmeyi anlamlı bulmuyorum. Bunun için bulunduğunuz çevreyi, esnafın, sanayicinin nasıl ekonomik davranışlar sergilediğini objektif bir gözle incelemek yeterli olacaktır. Bu kartpostal, refah devletinde ayakta kalmaya çalışan bir aileyi tasvir ediyor. Baştan belirtmeliyim ki, kamu otoritesinin müdahale alanı sadece vergilerle sınırlı değildir. Fakat elbette vergi oranıyla oynayarak ekonomik canlılığa yol da verebilirsiniz, onu tamamen yok da edebilirsiniz. Örneğin vergi oranını %100 yaptığımız zaman hiçbir ekonomik kıpırtı olmaz. Ancak ‘kamu otoritesinin müdahale alanı’ dediğimiz zaman bunun içine mülkiyet haklarından, iş kurma hürriyetinin önündeki engellere, bürokrasiye, emek maliyetlerine, finansal özgürlüklere, gümrük kota ve tarifelerine vs…kadar geniş bir yelpazeye sesleniyoruz. Vergi ise bu geniş yelpaze içerisindeki ayaklardan sadece biridir.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 25 Kasım 2008 )
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 10 - 18 Toplam: 26 |