Yunan meselesi

  • Alexandros Charkiolakis
  • 08 Temmuz 2015
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

(Çeviri: Merve Güngör)

Yakın zamanda yapılan ankete göre Yunan toplumunun yüzde 79'u Euro Bölgesi'nde kalmak ve euro kullanmaya devam etmek istiyor. Ne var ki, buna karşın oy verenlerin neredeyse yüzde 61'i referandumda "hayır" dedi. Bazılarımız bu durumu absürd bulacak ve kendi ayağına kurşun sıkmak olarak görecektir ama Yunan mentalitesini bilenler için her şey çok açık. 

Yunanlıların birçoğu, çektikleri yüklü derecede acı ve döktükleri kan, ter ve gözyaşının müsebbibinin Avrupa olduğunu düşünüyor. Yunan ekonomisinin, -daha da ötesinde- Yunan toplumunun içinde bulunduğu bu trajedide kendilerinin suçlu olmadığını düşünüyor. Şu ana kadar hiçbiri mağduriyetimizin asıl sebeplerini hatırlıyor gibi görünmüyor. Devletçilik, ahbap çavuş kapitalizmi, aşırı kamu harcamaları, yüksek emekli maaşları ve daha fazlası.... 

Bütün bunlara rağmen, nedense hayır oyu veren hiç kimse suçlu değil! Ve böylece "vakur" duruşlarını göstererek çok gurur duydukları devrimci kimliklerini ortaya koymuş oluyorlar; hep "hayır" demiş olan şerefli atalarına benzemek için... 

Bütün bu düşüncelerin kaynağı, tabii ki hayaller diyarından başka bir yer değil. 

Rakiplerini ezen, onlara karşı direniş gösteren Yunan kahramanlarına dair yüzlerce efsane ve mitle yetişmiş bir toplumdan bahsediyoruz; bir dolu dış mihrakın (neoliberalizm, Bilderberg topluluğu, bütün "öteki"ler) kendisine karşı düşmanlık güttüğü fikriyle büyümüş ve nihayetinde -kelimenin tam anlamıyla- telafisi mümkün olmayan etkileriyle, popülizm canavarının zehirlediği bir toplum. 

Bütün bunlar elbette sadece beş ay önce başlamış değil. Toplumun bedenine sirayet etmiş ve Yunanlıları on yıllardır zehirleyen çürük bir hastalık bu. 

Bütün bu sebeplerden ötürü referandumda hayır oyu verenlerin yüzde 40'ı (Euro Bölgesi'nden gerçekten çıkmak isteyen yüzde 21'lik bir kesim var) bunlara rağmen halen euroda kalabileceklerine inanıyorlar! 

Ya şimdi? Uçurumun eşiğine yaklaştık. Bir liberalin böylesi bir durumda sergilemesi gereken doğru tavrın şu olduğu söylenebilir: Olayların doğal akışı içinde kendi kendine çözülmesini ve Yunanistan'ın dibe vurup tekrardan kendine gelmesini beklemek, vesaire.... Aslında bu beş yıl önce, ülke, Memorandum'u imzaladığı zaman bu doğru olacak bir duruştu. Ama o zamanın sosyalist hükümeti bunu istemedi. Ama 2015'te bir liberalin doğru pozisyonu Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalmasını isteyenlerin yanında durmak ve daha etkin bir üye olarak devam etmesini desteklemek olmalı. Bir "exodus" (=göç, bir başka Yunanca kelime), yani GRexit'in, (ç.n. GRexit terimi, Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nden çıkışını ifade ediyor) bunca yılda kazanılmış özgürlükler üzerinde aşırı derecede tarumar edici etkileri olacak. Hukukun üstünlüğü gerileyecek ve yerini karaborsanın üstünlüğüne bırakacak. Hatırlanmalıdır ki, kaos, demokrasiye inanan vatandaşların istemeyeceği rejimleri kurmak için en mükemmel ortam olmuştur. 

Not: Unutmadan ekleyeyim: Hükümetin bize, yani yurt dışında yaşayanlara, bu referandumda oy hakkı tanımamış olması da ayrı bir konu; gerekçe olarak her şeyin çok acele geliştiğini ve bunu organize etmeye vakitlerinin olmadığını sunuyorlar. Bence bir acı gerçekle yüzleşmek istemedikleri için bunu yaptılar: Yurt dışında yaşayanların çoğunluğu, yetişkinlik çağlarında yaşadıkları baskıcı ortam yüzünden ülkeden ayrılmıştı.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi