“Vahşi kapitalizm” ve işçi ölümleri

  • Anıl Yılmaz
  • 15 Mayıs 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Soma’daki büyük maden faciası ve işçi ölümleri sonrasında eleştiri oklarının bazı kesimlerce yine serbest piyasa ekonomisi ve “vahşi kapitalizm”e doğru yöneltildiğine şahit oluyoruz.

Neden?

Kazaya konu maden ocağı, bir özel sektör işletmesi olduğu ve devlete ait olmadığı için.

Bu yaklaşımdaki kamu işletmelerinin daha güvenli olduğu ve bir regülasyon ülkesi olarak Türkiye’de “vahşi kapitalizm”in uygulandığı yönündeki tarihsel çarpıklıklar bir kenara, bence konunun bizim tarafımızdan yine de bir irdelenmesinde fayda var.

Sorumuz şu:

Özgürlükçülüğü ve dolayısıyla devletin ekonomi içindeki rolünün azaltılması gerektiğini savunanlar işçi ölümlerine üstü kapalı olarak destek olmuş oluyor mu?

Ya da buna karşı tümden kayıtsız kalmış sayılıyor mu?

Cevap basitçe, hayır.

Burada sadece bir yaklaşım ve olayları ele alış şeklinde bir farklılık söz konusu.

Hemen hemen herkes bu gibi kazaların önlenmesi için yapılması gerekenin etkin bir denetim sistemi oluşturulması ve teknolojik yeniliklerin sağlanması olduğu konusunda hemfikir.

Kimileri bunun yanında bu gibi işletmelerin kamu tarafından idare edilmesi gerektiği yönünde de görüş bildiriyor.

Görece daha küçük bir kesim ise, maden işçiliğini kategorik olarak reddediyor fakat diğer yandan araca binmeye, tekstil ürünleri almaya, bilgisayar kullanmaya kısaca bu sektördeki faaliyet sonucu ortaya konulan tüm olanaklardan faydalanmaya ve bunları talep etmeye devam ediyor.

O halde sorun sabit olduğuna göre, bu gibi riskli işlerde iş güvenliği nasıl sağlanabilir?

Söz konusu etkin denetim ve teknolojik ilerleme devlet gücüyle mi elde edilir, yoksa bunun özel sektör eliyle mi yerine getirilmesi daha etkili olur? Ya da en doğrusu bu işletmeleri ve bunların denetimi komple devlet idaresine bırakmak mı?

Bizim bu noktada yaklaşımımız çok açık.

Daha nüfusunu bile doğru saymaktan aciz ve teknolojik ilerlemeden anladığı tek şey onu nasıl kontrol altına alabileceği ve ne gibi savaş oyuncaklarına sahip olabileceği olan devletten, ne etkin bir denetim ve ne de faydalı bir teknolojik ilerleme beklenebilir.

Dahası devletin denetleme mekanizmaları içinde yer alması bu gibi kazalar oluştuğunda kendi sorumluluğunu doğurmakta, dolayısıyla ortaya çıkan kusurlar karartılmaya çalışılmakta ve refleks halinde mağdurlara karşı bir savunma mekanizması oluşturulmaktadır.

Bundan daha da kötü bir durum ise denetimin yanında bu işletmelerinde devlet eliyle yürütülmesi olacaktır. Keza böyle bir durumda denetleyen ve denetlenen tamamen aynı mekanizmanın unsurları haline gelecek ve böylelikle zaten çalışmayan denetim mekanizmaları de facto olarak ortadan kalkacaktır.

Ayrıca kamu yöneticileri işletmelerinin verimliliğinden öncelikli olarak, güçlerini ve pozisyonlarını sağlama alma gayreti içerisinde olacak, kaynaklar kamuya ait olduğu için maliyetler konusunda müsrif davranılacak ve buna bağlı olarak teknoloji geliştirme ve gelişmiş teknolojiden faydalanma olanakları da kısıtlanacaktır.

Öte yandan, devletin işletmecilik yapmadığı ve yapılan işi değil de, sadece denetleyenlerin ve denetlenenlerin hukuki sorumluluğunu gözettiği bir senaryoda, bu gibi vahim olaylarda devlet bir taraf olmaktan çıkacak, tazminatları ve hukuki müeyyideleri etkin bir şekilde ve piyasanın diğer aktörlerine örnek olacak bir biçimde uygulayabilecektir.

Bunun yanında bugün kullandığımız ve hayatımızı kolaylaştıran tüm teknolojik olanakların da bireyler eliyle geliştirildiği ve bu konuda devletlerin azami olarak tek katkısının(!) güçlerini daim kılmak adına yeniliklere gösterdikleri direnç ve ya bu eforları savaş ve işgal teknolojisi alanlarına yönlendirme olduğu gerçeği de ortadadır.

Bu nedenlerden ötürü iş kazaları ve işçi ölümlerinin önüne geçmek için çözüm yolu;

  • devlet bekasını değil, bireyin yaşama hakkını merkezine alan,
  • devlet tahakkümünü değil, hukukun üstünlüğünü ön plana çıkaran,
  • güçleri ve aktörleri birleştiren değil, çoğaltarak ve bölerek denge-denetim mekanizmalarını oluşturabilen,

bir sistemin kurulmasından geçmektedir.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi