TAPDK: Tam Anlamıyla Protestoya Değer Kurum

  • Kürşat Çetinkoz
  • 17 Ocak 2011
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

TAPDK'nın tartışma yaratan yönetmeliğini okudum sadece fikir sahibi olmanız için söylüyorum satış cümlesi sadece 259 defa geçmiş bu bile amacın ne olduğunu az çok gösterir bir bilgi. Ancak kendinizde okuyun ona göre karar verin derim. Şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.tapdk.gov.tr/0701.asp

Türkiye Cumhuriyetinde hükümetlerin politikalarında bir iki yüzlülük arıyorsanız gençlik üzerine politikalara bakmanız yeterlidir. Her türlü cezai ehliyetinize akıl sağlığınızla ilgili bir sorununuz yoksa 18 yaşında kavuşursunuz. Askere gidip silah tutmaya ( vaya çim yolmaya, taş toplamaya) gelince yine 18 yaş yeterlidir. Hükümeti meşru göstermek için sandığa gitmeye gelince de 18 yaş yeterlidir. Fakat o meclise gidip söz sahibi olmayı isterseniz 25 yaşınızı bekleyeceksiniz. Erkekseniz de askerliğinizi de yapmış olmanız gerekir. Şimdi alkol satın almak için de 24 yaşınızı bekleyeceksiniz… Mevcut hükümetimiz geçtiğimiz yıllarda da gençliğe verdiği önemi göstermek için seçilme yaşını 25'e indirmişti. Açık konuşalım 18 yaşına gelmiş bir kişinin tüm ehliyetlerine sabit bir yaş düzenlemesi gelmeden veya şöyle diyelim kişinin tam anlamıyla 18 yaşında tüm yetki ve sorumluluklara haiz olduğu tanına kadar hiçbir hükümetin gençliği gerçek anlamda önemsediğini söylemeyiz. Buna maalesef mevcut hükümette dahil.

Mevcut hükümet değişik fraksiyonların birleştiği Türk sağında bir birlik hükümeti diyebileceğimiz bir içyapıya sahip. Burada da biraz daha taşra muhafazakarlığı diyebileceğimiz bir görüşü benimsemiş bir yapıda var. Bu yapıyı küçümsediğim veya "ııığ dağdaki çoban" dediğim düşünülmesin. Burada dediğim dünya görüşünün mesela Istanbul gibi bir şehrin dinamiklerini anlamada zorluk çekmeleri anlamında bir iddiamda yok. Benim iddiam İslam'a ve muhafazakarlığa bakışlarının çağın dindarlık muhafazakarlık yaklaşımına uzak olması. Benim din anlayışım ötekinin özel hayatından benim sorumlu olmadığım ve bunun için ne yaptığının bana doğrudan ucu dokunmadan karışmamın doğru olmadığı noktasında duruyor.

Artık hoşgörülü bir muhafazakarlık yaklaşımı olmalı. Ben bu yasağın Sigara yasağıyla karıştırılmaması gerektiğini düşünüyorum çünkü Sigaranın ortak alanlarda kullanımı orada bu riski kabul ederek bulunmayan 3. Kişilere zarar verecektir. Bunun bir yasakla düzenlenmesi kabul edilebilir. Çünkü sigaranın dumanında zehirli gazlar vardır ve bunun solunması durumunda doğrudan sağlığa zararı vardır. Kişi normal soluk alış verişinde 3. kişilere zarar vermezken sigara içerken kendi kontrolü dışında 3. kişilere zarar vermektedir. Alkol kullanımında ise kişinin çevresine vereceği zararlar sigara tüketimindeki gibi kesin değildir. Kişinin sorumluluğunda ve kontrolündeki zararlardır. Kişinin alkollüyken araç kullanmasının yasaklanması yerinde bir yasakken aman bu alkol alır araba kullanır diye alkol kullanmasının yasaklanması veya ekstra önlemlerle sınırlandırılmaya çalışılması devletin vatandaşına sorumsuz bireyler olarak baktığının belgesidir.

Hükümet bu yasağı koyarken veya düzenlemeyi yaparken nasıl bir güdüye sahip Bakın Sayın Başbakan ne diyor:

"Avrupa Birliği'nde, Amerika'da ne varsa burada da o var. Amerika'da 21 yaşın altındaki bir genç, gidip herhangi marketten alkollü içki alamaz. Burada da getirilen bu. Yasak diye bir şey yok ki, niye rahatsız oluyorsun." 

Avrupa Birliğinde gençlik etkilenecek diye alkollü içecek firmalarının spor organizasyonlarına sponsorluk yapması engellenmiyor. Kaldı ki bir defa Efes Pilsen başarılı olmuş diye kendimi bira içmek zorunluluğunda hissetmedim. 23 yaşında bir adamın Marketten alamadığı bir şeyi istersem içebilecek olmasının anlamı nedir? Ne yapacak çocuk. Abi al şu 5 lirayı bana bir bira kap gel mi diyecek abisine. Bence bu saçmalık ve bu saçmalığı mesela ABD'de uygulamaları olayı mantıklı hale getirmez. ABD'de kimi eyaletlerdeki salak saçma yasakların listesini internetten bulabilirisiniz.

Sayın Başbakan başka neler demiş:

"Alkollü olan şoför kırmızıda geçiyor ve diğer araca vuruyor. Bunun bedelini alkol kullanmayan vatandaşım, hayatı ile ödemeye mahkûm mu?" 

Bu mantıkla, kırmızı ışıkta ayıkken geçen adamın hatasının bedelini çarptığı kişi ödemeye mahkum. Böyle bir saçmalık olabilir mi. O zaman uykusuzluğu yorgunluğu da kontrol edelim. Dikkatsizlikle ilgili bir yönetmelik çıkaralım.

Başbakan sonrasında şöyle devam etmiş:

Sigaraya karşı da bir mücadele başlattık. Pasif içici daha çok zarar görüyor. Anayasa, devlet bütün gençliğe zararlı olan bu tür şeylerden, alkollü içkilerden, kumardan, bütün kötü alışkanlıklardan halkını, gençliğini korur, diyor. Biz anayasal görevimizi yapıyoruz, beyler bundan rahatsız oluyor. Ve hemen işi getiriyorlar, 'işte bunlar bak şeriata geçiyor.' İnsaf ya. Biraz kendine çeki düzen ver. Ağzı olan konuşuyor.

Yukarıda da belirttiğim gibi sigaranın 3. Kişilere kontrollü kullanımı halinde bile zararları vardır fakat alkolün kontrollü kullanımı halinde zararı sadece kendisine olur o ayrı bir mesele fakat anayasamızın zaten çağın gerçeklerinden uzak despot ögelerle dolu olduğunu biliyoruz. Gençliği korumak nedir? Eğer 18 -24 yaş arası kişilerin korunmaya ihtiyacı varsa reşit değiller demektir. O zaman bu kişilerin reşit olarak değerlendirilmesi de gereksizdir ama bu da devletin işine gelmez…

Kısacası muallak söylemlerle dolu bu yönetmelik Başbakanın iddia ettiği gibi anayasal görevini yapmıyor. Gençlikle dalga geçiyor. Sponsorluklarla sporun ve sanatın desteklenmesine darbe vuruyor.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi