“Sen ne yaşadın ki?”: Akıl ve tecrübe

  • Ahmet Altundal
  • 02 Haziran 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

"Görüsüz (deneysiz) kavramlar boş, kavramsız görüler kördür." Immanuel Kant

 

Descartes, salt tecrübenin sahih bilgiyi bulanıklaştırdığını ifade eder. Ona göre aklın desteğinden yoksun salt deney bizi yanıltır. Örneğin bir balmumunun belirli niteliklere sahip olduğunu gözlemleyebiliriz. Serttir, soğuktur, yoğrulabilir, beyazdır, vesaire… Onu ateşe yaklaştırdığımızda tadı, kokusu, rengi, yüzeyi ve büyüklüğü farklılaşır. Ancak biz yine onun aynı balmumu olduğunun bilincindeyizdir. Bunun sebebi deneyin iki farklı durum oluşturmasına rağmen, aklımızın o balmumunun aynı balmumu olduğu bilgisini bize ulaştırmasıdır.

Ne var ki, bilgiyi meydana getirmede tecrübenin önemi de inkar edilemez. Bilgiyi oluşturmamızda akıl ve deneyin rolü hakkındaki tartışmada Kant bir uzlaşma noktası yakalamış, tecrübe ve aklın koşutluğundan dem vurmuştur: Tecrübe, aklın a priori formları olmadan anlamsız bir yığın haline gelir, öte yandan a priori formlar, deney olmadan da bilgi üretilmez.

Ancak 17. ve 18. yüzyıllardaki bütün bu tartışmalara rağmen, “tecrübe” geleneksel olarak birçok kültürde yalın akıldan daha çok muteber sayılmıştır. Hakikati kulağımıza fısıldayacak bilgeler, ihtiyardır ve tecrübenin simgesi uzun sakallarıyla tasvir edilmiştir. Bizim kültürümüzde de “ak sakallı dede” simgesi bunu gösterir. Belirli bir yaşa gelenlerin ağzından çıkan her söz, nas gibi kabul edilir. Düşünmeye çalışmak, geçmişten ibaret kalmamak, aşağılanan bir davranış şekli olmuştur. 

İnsanlığın birikiminden faydalanmak, fikirleri o birikim üzerine inşa etmek güzeldir. Ne var ki, tecrübe yükü, bazen bilgiyi bulanıklaştırır. Hayatın daima birbirini yineleyen diziler halinde aktığı algısının kökleşmesini sağlar, birbirine -benzemese dahi- benzediği görüntüsü veren her olgunun aynı şekilde nihayete varacağı, geçmişte ardışık olarak yaşanılan olguların gelecekte de birbirini zorunlu olarak izleyeceği izlenimine kapılınmasını sağlar. “Sen kaç yaşındasın ki?”, “Sen neler gördün ki?” gibi soruların sıkça gündeme getirilmesini sağlar, olgulara dair yorum üretemeyen zihin, sıkıştığı noktada bu sorularla kendine kaçış arar.

Teorik birikimine güvendiğimiz bazı profesörlerin gündelik olaylara ilişkin yorumlarının bir türlü inandırıcı olamamasının sebebi budur. Tecrübe, hakikat krallığının anahtarını vadetmez. Doğru bilgi için deneyim yetmez, aynı zamanda o deneyim üzerine düşünmek gerekir.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi