Seçimler ve ilkeler

  • Mustafa Aslan
  • 11 Nisan 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Yerel seçimlerin en büyük tartışması (yine) birbirini cahil olmakla veya halka üstten bakmakla suçlayan taraflar arasında geçti. Aydın olarak kabul edilen kalemlerin de bu tartışmada taraf olmaları benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Yine de bu tartışma, kısır ve çözüme gitmeyen bir laf dalaşı olmasıyla beraber, siyasette nelerin yanlış gittiğinin de iyi bir işareti. Yapıcı bir bakış açısı geliştirmek isteyenlerin ilkelerini yeniden gözden geçirerek, söylemlerini bu ilkeler üzerine kurmaları gerekiyor.

Bugün hiçbirimizin inkar edemeyeceği şekilde, tüm ilkelerin ve değerlerin en üstünü, hak ve adaletin her şeyin üzerinde olması gerektiği.[i] Zulme ve adaletsizliğe imkan veren bir düşünce biçiminin doğru kabul edilmesi düşünülemez. Hak temelinde inşa edilmemiş düşünce ve eylemler insanlık tarihi boyunca sebep oldukları ızdırabın misliyle lanetlendiler.

Kendini toplumun geri kalanından eğitim seviyesi, ait oldukları bir akım veya başka herhangi bir şekilde ayırmış bir zümrenin, o toplumun geleneklerini zor kullanarak değiştirmesinin hak kavramıyla uzaktan yakından alakası olduğu söylenemez. Bu sebeple Türkiye tarihinde bir Aydınlanma yerine Zorla Aydınlatma yaşanmış olması, cahil söylemine başka bir boyut getiriyor. Cahil olmanın, yönetimi ele geçirmişlerin görüşleriyle aynı görüşe sahip olmamak demek olduğu ve bunun bir suç olarak kabul edildiği dönemlerden kalma bir refleks varlığını halen sürdürüyor. Bu haksızlığın faillerinin isimlerini yüceltenler de ne yazık ki, söylemlerini yaranın kapanması için geliştirmiyor.

Bununla birlikte, bugün bir yaltaklanma siyaseti yürüterek ve arkalarındaki kalabalıklardan güç alarak iktidarda kalanlar da bu zamana kadar lanetledikleri kötülüğün bir parçası olmuş durumdalar. Yaşam tarzlarına, inanışlarına ve düşüncelerine saygı gösterilmesi gerekilen toplum kesimlerinin en başta bahsettiğim hak ve adalet temelinden uzak taleplerini, sadece onları mutlu etmek için gerçekleştirmek, sebep olduğu ızbırabın misliyle lanetlenmekte ve lanetlenecek.

Yapılması gereken her vatandaşın önünde eşit olduğu ve adil muamele gördüğü bir hukuk düzeni yaratmak ve toplumdan bir kişi, bir grup veya bir kitle istediği için adaletsizliğin kanunileşmesine izin vermeyecek bir denge sistemi kurmak. İnsanların birbirinden, karşısındakinin kendi hayatına çok fazla müdahale yetkisi olduğu için nefret ettiği bir sistem, felaketten başka bir şey getirmiyor.

İçinden geçtiğimiz gibi dönemlerde siyasetçilerin ve kanaat önderlerinin önemi her zamankinden büyük oluyor. Bu hak ve adalet ilkelerini savunacak, haksızlık karşısında hiçbir şeyden korkmadan konuşabilecek medeni cesarete sahip politikacıların, köşe yazarlarının, akademisyenlerin varlığına her zamankinden daha fazla muhtacız.

 

[i] Adalet kavramıyla ilgili güzel bir tartışma için kitap önerisi: Elements of Justice, David Schmidtz.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi