Pandora’nın oy sandığı

  • Kubilay Atlay
  • 29 Mayıs 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Geçtiğimiz pazar günü Avrupa Parlamentosu seçimleri geride kaldı. Her ne kadar Sosyal Demokratlar ve Muhafazakar Demokratlar çoğunluğu elde etseler de bir çok ülkede aşırı sağın yükselişinin en belirgin hale geldiği seçim bu oldu. Bu konuyla ilgili olarak Yunanistan’da oy patlaması yapan aşırı sağcı Altın Şafak partisiyle ilgili olara Atlas One’dan Alexander Skouras’ın şu adreste bulunan "Pandora’s Ballot Box" isimli yazısını çevirdim. Komşumuzdaki Nazi ateşi umalım ki tez zamanda sönsün zira şu anda göçmenlere yönelen şiddetin bir gün otokton Türk azınlığa veya bizzat bize yönelmeyeceğine dair elimizde bir kanıt yok. Ekonomik kriz ortamları totaliter rejimler için memba topraklar ve şu aralar Yunanistan’da totaliter eğilimler çok hızlı boy atıyorlar. 

Pandora’nın oy sandığı

Antik Yunan mitolojisinde, Pandora’nın kutusu kötülüklerle doluydu. 25 Mayısta Avrupalılar sandıklara gittiler ve Pandora’nın oy sandığını açtılar ve içinden çoktan unutulmuş bir kötülük çıktı: Nasyonel Sosyalist (Nazi) Parti.

Oy sayımları sonuçlarına göre Altın Şafak (Golden Dawn) partisinin 3 temsilcisi Avrupa Parlamentosuna (AP) seçildi. Bir çok Avrupalı bağlantıyı hemen kuramayacak ama yakında AP şimdiye kadar gördüğü en vahşi, menfur ve bağnaz üyeleri vergilerle karşılanan maaşlar almaya başlayacak. 

Son seçim zaferinden sonra, doğal olarak, Altın Şafak Nazi yanlısı geçmişini saklamaya çalıştı, ama Altın Şafak’ın dünya görüşüne ilişkin kanıtlar mebzul ve inkara mahal vermiyor. 
 
Altın Şafak Dergisinin 2006 ve 2007’deki iki kapağı 

Kaynak: jungle-report.blogspot.com

Altın Şafak’ın Hitler sempatizanı küçük bir gruptan Yunanistan’ın en büyük üçüncü partisi olmaya yükselişi Yunan ekonomisinin çöküşüne denk geldi. Bu krizin nedenleri bilinmektedir ve bir çok yerde yazılmıştır: aşırı borçlanma, düşük üretim, yolsuzluk, ve müsrif refah devleti. Krizin en çok bunalttığı noktada bütün ülke kızgındı; politikacılar tarafından ihanete uğradıklarını düşünüyorlardı. Nazi partisi yabancıları suçlamak ve özel hissetmek ihtiyacı sayesinde büyüdü. 

Eskiden homojenik olan ülkede günah keçisi bulmak kolay oldu. Altın Şafak’ın basın sözcüsü Christos Pappas’ın bir gazete mülakatı esnasında söylediği “Yunanlılar günlük hayatta binlerce kaçak göçmen tarafından rahatsız ediliyor, mallarımızı çalıyorlar, işlerimizi çalıyorlar, bize tecavüz ediyorlar, bizi öldürüyorlar, etrafa korku ve pislik saçıyorlar” şeklindeki delice fikir Yunan halkında yankı buldu. (Pappas’ın karısı Avrupa Parlamentosu üyeliğine adaydı.) Nihayetinde, göçmenler kötü devlet politikası yüzünden bedel ödemek zorunda kaldılar. 

Ülkenin şanlı tarihinden kaynaklanan ve Yunan ulusal kimliğinin içine işlemiş olan özel hissetme isteği yükselen komplo teorileriyle (Yunan kültürünü yok etmeye yönelik kimyasal püskürtmeden Global Siyonist tertiplere, hatta Anti-Yunan batıya karşı dik durabilen tek kişi olan Vladimir Putin liderliğinde Ortodoks Rus kardeşlerimizin yetişip iflası engelleyecek paraları vereceği ve Yunanistan’ı kurtaracağı) tamamen tatmin oldu. Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz Altın Şafak’ın yükselen yıldızları Russia Today gazetesine verdikleri demeçte “Bizim Avrupa’mızda Rusya en ön sıradadır. Ortodoks Rusya Yunanistan’ın en mühim müttefikidir” diyorlardı.  

Bir günah keçisine ve özel hissetmeye duyulan ihtiyaç, İftira ve İnkârla Mücadele Birliğinin (Anti-Defamation League) en yeni Anti Semitizm Endeksi'nde Yunanistan’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika dışında en anti-semitik ülke olarak belirmesinin temel sebepleridir. 

Bu politik ortamda Altın Şafak oylarını 2009’daki %0,3’ten 2012’deki genel seçimlerde %7’ye yükseltti. Geçtiğimiz yıl bir çok analist Altın Şafak’ın üyelerinin organize suçlardan yargılanması ve Genel Sekreter Nikos Michaloliakos dahil bir çok seçilmiş liderinin hapse atılması sonucunda partinin daha fazla seçim zaferi kazanamayacağını düşünüyordu. Ancak 18 Mayıs'taki belediye ve yerel yönetim seçimleri ve 25 Mayıs’taki AP seçimleri durumun böyle olmadığını ortaya koydu.Altın Şafak AP seçimlerinde kendisine 3 üye verecek olan 9.4 oya ulaştı. Bunların ikisi emekli yüksek rütbeli subaylar.  Ondan bir hafta önce de ülkenin en büyük şehri ve başkenti Atina’da Altın Şafak’ın komünist bir kadın milletvekilini canlı yayında tokatlayarak tüm dünyada manşetlere çıkmış olan belediye başkan adayı ve milletvekili Ilias Kassidiaris oyların yüzde 16’sını aldı ve yakın oy oranları alınan seçimlerde 4. oldu. Ilias Panagiotaros, Altın Şafak’ın Atina ve onun banliyölerini kapsayan yönetim birimi olan Attica’daki adayı yüzde 11 aldı ve o da 4. oldu. 

Bu sonuçlar göstermektedir ki Altın Şafak için artık sadece tepki oylarını alan bir parti diyemeyiz. Yunan seçmenler partinin Nazi bağlantıları, soykırım inkarcılığı, göçmen karşıtı pislikleri ve Atina sokaklarındaki kaba kuvvetinden haberdardılar. Artık rahatça Yunanistan’ın canlı, dinç ve tehlikeli bir nasyonel sosyalist gücü olduğunu söyleyebiliriz.

Bu süreci tersine çevirmeye çalışırken siyasal zulümden, anayasal olmayan kovuşturmalardan veya Altın Şafak’a oy verenlerin başka yollarla gazını almaktan kaçınılmalıdır. Tersine Yunanistan, Nazizm ve aşırı milliyetçilikle ilgili Yunanlıların yüzde 10’unun bilinçli şekilde Hitler sempatizanı bir partiye oy verdiğinin bilinciyle, olgun bir sivil söyleme ihtiyaç duymaktadır. Medya Altın Şafak’ı haberlerinden ve söyleşilerinden uzak tutmayı bırakmalı, onun yerine onlara meydan okumalı ve onların foyasını meydana çıkartmalıdır. Ayrıca politik partiler, sağ kanattakiler, bilhassa iktidardaki Yeni Demokrasi, tüm Yunanistan’ı sarmakta olan göçmen karşıtı fikirleri işleyip durmayı bırakmalıdır. Neticede göçmenler Yunan ekonomisine hiç zarar vermemişlerdir. 

Birleşik bir Avrupa’nın varlık sebebi bilhassa Nazizm'in tekrar yükselmesini engellemekti, Demokrasinin beşiğinde Yunanlılar ironik şekilde Pandora’nın seçim sandığını açtılar. 


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi