Ortadoğu’da önemli bir aktör olarak Türkiye

  • Tarık Beyhan
  • 18 Temmuz 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Uluslararası ilişkilerden neredeyse hiç anlamam, belki hükümetimiz kadar, belki azcık fazla bilirim, bu konuda vaziyetim o kadar kötü yani. Ama yine de haddimi aşıp biraz dışişleri politikamızla ilgili akıl yürütecek, fikir beyan edeceğim.

Ortadoğu bir film olsaydı IMDB’de savaş, suç, tarih, korku, gerilim kategorilerinde zirveye oynardı. Türkiye ise bu filmin başrol oyuncusu olduğunu iddia eden bir ortaoyunu karakterinden ibaret. Ben bile bir kere denk geldim, benden genç olanlarınız ortaoyunu görmemiştir muhtemelen. Bu nedenle biraz izah edeyim. Genelde açık alanda bir yuvarlak içinde oynanır ortaoyunu. Etrafı izleyicilerle çevrilir, izleyicilerin dibinde çalgıcılar olur. Pişekâr gelir açar, Kavuklu alır yürütür ortaoyununu. Genellikle sarhoş gelir düğümü çözer, Pişekâr tekrar gelir ve kusurlarının affedilmesini dileyerek kapatır oyunu. Belli bir metin yoktur en fazla bir sinopsis vardır. Aklına geleni doğaçlama söyler orta oyuncuları.

Benim okuduğum kadarıyla tarihinde neredeyse hiçbir zaman çok etkili bir aktör olmadı Türkiye Cumhuriyeti. Bu durumu bolca eleştiren ve önemli bir aktör olmak için yola çıkan AKP hükümetiyse “artiz olacağım derken kötü yola düşen köylü kızı” misali öncelikle Avrupa Birliği yolunda tökezledi… Pardon, pardon! Ortaoyunu çalgıcılarının ritmine kaptırmışım kendimi. AKP hükümeti futbolcunun zeki, çevik ama ahlaksızı gibi kendini hakemin önünde yere attı:
-Hocam faul yaptılar!

Daha sonra Ortadoğu’nun ağabeyi olmaya niyetlendi. Geçmiş hükümetler döneminde Ortadoğu’ya sıfır etki politikası güderken, AKP döneminde sıfır sorun politikası güttük. Bir süre işledi de sanırım. Kısa süre sonra yine Ortadoğu karıştı! Eski hükümetler döneminde –bir koyup üç alma hayallerimiz dışında- Ortadoğu’da orta yolcuyken, şimdi güçlü ülkemizin güçlü hükümetinin, sağlam iradeli, milletin seçtiği, ululardan bir ulu başı, başını her yere sokmaya karar verdi.

Suriye’deki diktatör, Suriye halkına karşı şiddet uygulamaya başlayınca başbakanımız –biliyorsunuz hazretleri hükümetlerin kendi halkına şiddet uygulamasına çok karşıdır, protesto özgürlüğüne de acayip saygılıdır- hemen masayı devirdi. Esad halka karşı organize terör uygulamaya başlamadan başka yollarla çözüm arayıp kayıpları azaltmaya çalışmak yerine direnişçilere destek vermek yolunu seçerek Suriye halkını vahşi bir diktatörün pençelerine bıraktı. Ne de olsa dayağı başkası yiyeceği zaman kabadayılık kolaydır.

İsrail-Filistin savaşında başından beri Hamas’tan yana durdu. İsrail-Filistin olaylarının geçmişinden daha önemli bir şey varsa o da İsrail’e karşı girişilen her saldırıda İsrail’in galip geldiği ve Filistin halkının bundan zarar gördüğü gerçeğidir. Romantik İslamcı Hamas’ın tüm Yahudileri öldürme hevesi, tüm Filistinlilere zarar veriyor ve rasyonel olması gereken Türkiye Hükümeti “Filistinliler katlediliyor” diye Filistinlilerin daha çok katledilmesine destek oluyor.

Benim önemli aktörden anladığım, “hard power - soft power” mevzularının tam ayrımını yapamasam da şudur: Ya arabulacak kadar itibarın, ticaretin, çıkar ilişkin vardır; ya tarafların senden korkusu vardır; ya da kargaşanın desteklediğin tarafı kazanır.

Benim ise son yıllarda gördüğüm AKP hükümeti kime rest çekse, nota verse, tehdit etse umursanmıyor. Destek olduğu, sahip çıktığı kim varsa zelil oluyor. Vebalı gibi yakın durduğunu öldürüyor, maşallah dediği 3 gün yaşıyor.

Ben bugüne kadar, devletlerin birbirleriyle ilişkilerinde en az zarara uğrayacakları, en çok kar sağlayacakları ilişkiler kurması gerektiğini öğrendim. Sonuçta tüm Filistin halkının, tüm Suriye halkının öldüğü bir “haklı dava” neye yarar ki?

Ortaoyununda çalgıcılar önemlidir. AKP’nin çalgıcıları bir curcuna ile izleyicileri mest ediyor. Zaten oyun sadece izleyicilere oynanıyor. E o izleyicilerin büyük çoğunluğu da vaziyetten memnun. İzleyici memnun olsun yeter, bağımsız eleştirmenler ne demiş kimin umurunda!

Gişe yapıyor mu gişe? Ona bak sen! Beğenmiyorsan kur kendi kumpanyanı, gişede hesaplaş!

Kimisi “DIŞ MİHRAKLAR!!!” diyerek halimizi Hacivat-Karagöz belleyip suçu kuklacıya atıyor, kimisi hükümete 10 dalda Oscar veriyor. Bana göre ise, Kavuklu olamayan hükümet Pişekâr gibi oyunu açıyor, kusurlarının affını dilemeden yeni oyun yerini söyleyip çekip gidiyor. Velhasılıkelam, çalgıcılar çalıyor, ahali izliyor, hükümet orta oyuncusu gibi doğaçlama, ağzına geleni söylüyor.

Hükümet, kendi halkına bağırdığın gibi diğer devletlere bağırman bir şeyi çözmüyor. Şimdi lütfen sakin ol ve o stratejik derinlik kitabını yavaşca yere bırak!
Yıktın perdeyi eyledin viran, Varayım sahibine haber vereyim heman!


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi