Orada bir köy yok uzakta

  • Burak Durgut
  • 06 Ağustos 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Yine bir şeyler oluyor. Ermeni, Tayyip, affedersiniz, çirkin, cumhurbaşkanı adayı, yandaş, Markar, Hayko. Bu keywordleri yan yana görüyorum. 30 Mart seçimlerinden beri siyasetten uzak durmaya özen gösteriyorum. Her sabah okuduğum gazeteleri okumuyor, sevdiğim tartışma programlarının salondan gelen sesini duyunca odamda müziğin sesini yükseltiyorum. Malum kişinin yırtınırcasına anlattığı, aslında hiç yırtınırcasına anlatılmaya gerek olmayan hikayeleri duyunca midem kalkıyor. 

Aslında siyasetten uzaklaşmak çok güzel. Siyaset bir şehir efsanesi çünkü. Orada bir köy varmış uzakta, gitmesek de görmesek de bizim köyümüzmüş. Anlatıyorlar. Dinliyorum. "Bu köy benim köyüm möyüm değil lan" diyorum, benim köyüm Ahmet Altan'ın da dediği gibi kiraz ağaçlarının gölgeleriyle dolu ve güzel kadın memesinin takdir edildiği bir köy. Bizim köyde kırlarda, bayırlarda içki içilir kimse rahatsız olmaz, Ermeni de var, Yahudi de, Türk de Kürt de. Var oğlu var. Kimse de kimseye "vay efendi sen Kürtsün, affedersin daha da çirkin Ermenisin" falan demiyor. Konuşacak ortak konuları olan insanlar için önemsiz şeylerdir çünkü bunlar. Yakaladığın ortaklığın keyfini sürersin. Keyif almayı bilmeyen salakların işidir keyif alınacak şeyin ne olduğunu aramaktansa onu yapanın kim olduğunu aramak. Ki sonra "hmmm bak o yapmış, o yaptıysa zaten kesin blablabla" diye düşmanlık türküleri tutturabilsinler. Tutturabilsinler ki ellerindeki tek varlıkları olan iktidarları sarsılmasın. Güçlerinden bir şey kaybetmesinler çünkü en erkek onlar. En büyük sik onlarda. Aslanlar, kaplanlar, fatihler onlar. Berksu falan olamazlar. Berksu kızlarla çok geziyor diye Berksu'yu tuvalette döven kıskanç liseliler gibiler. 

Bu özgüvensizliklerini, bu titrekliklerini, bu eksiklik hislerini bastırmak için daha çok bağırmaya, seslerinin daha çok çıkması için de aparatlara ihtiyaçları var. En büyük aparatları da devletleri. Gollum'un kıymetlisi gibi. Biz ne zaman odaya girsek bir bakıyoruz ki devletlerini okşuyorlar. Hayatın spontane olduğunu, anlık ihtiyaçların anlık arzlarla karşılandığından haberleri yokmuşcasına her şeyi düzenlemeye çalışıyorlar. Ve ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar yapamıyorlar da. Daha da çok korkuyorlar o yüzden, daha da çok bağırmak istiyorlar. Korkuyorlar bir gün Berksu kafasını kaldırıp bir tokat atar da yere düşersek diye. Erkeklikleri gidecek çünkü, iktidarları yerle bir olacak. Aşağılık komplekslerini bastırıp rahat nefes almalarını sağlayan tek varlıkları gidecek. 

Siktirin gidin hayatlarından insanların. Düzenlemeyin. Düzmeyin. Kendi hayatınızı, kendi vücudunuzu, hadi benden size kıyak; bir de ailenizin hayatını düzenleyin. Gerisini bırakın. Gerisi sizin değil çünkü. Gidin, iğrenç iktidar odalarınızda kendi osuruğunuzu kendiniz koklayın, bizi o odalara sokmaya çalışmayın. Siz aslında yoksunuz, orada bir köysünüz, biz sizin ruhsuz köyünüzü hiç sevmiyoruz, bizimkini de ruhsuzlaştırmaya çalışmayın. Siktirin gidin.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi