Milli görüş gömleği ve daire metaforu

  • Öner Yiğit
  • 10 Şubat 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Fikir alışkanlık yaratır. Dış dünyaya yansıtılan görüngü, numenmiş gibi algılanabilir ancak yine de çoğu zaman görüngünün “kendinde olan şey” olduğunu/olmadığını anlamak zordur, zaman ister. Bir fikrin fenomenolojik yönlerinden kurtulmak kolaydır. Ancak şayet  kişi bir dönem bir fikre bütün samimiyetiyle inanmış ve zihninde iz bırakmış, pençesinden kurtulamamışsa, buna rağmen farkında olarak veya olmayarak, bilerek veya bilmeyerek dışa yansıyan fikrin görüngüsü gibi düşündüğünü yani değiştiğini iddia ediyorsa, bu kişideki fikirler büyük olasılıkla uyuyan yanardağ konumuna geçmiştir, sönmemiştir. Ancak yine de değiştiği söylenen iki şey arasındaki değişikliği anlatmak için bizim başka bir kelimeye de ihtiyacımız var: Farklılık. Milli Görüş gömleğini çıkarıp Muhafazakârlık gömleğini giydiğini ifade etmek tam da benim yukarda bahsettiğim fikrin fenomenolojik yönüyle alakalı bir durum. Ancak ifade edilerek dış dünyaya açıklanan bu değişim, gerçekten numen olarak da yaşandı mı? Soruyu şu şekilde sormak da mümkün: Milli Görüş ile Muhafazakârlık arasında ne gibi farklılıklar var ki değişmekten söz edelim?

Milli görüş ve muhafazakârlığı iç içe geçmiş daireler olarak görenler gömlek çıkartma/değişim söylemlerine şüpheci bakarlar. Milli görüş gömleğini çıkarıp muhafazakârlık gömleğini giyenlerden radikal bir kopuş beklemek hatadır. Muhafazakârlığı bir daire olarak düşünürsek milli görüş de bu dairenin bir yerini işgal eder. Yani Milli Görüş, Muhafazakârlık dairesinin dışında değil bizzat dairenin içindedir. Her ne kadar Muhafazakârlık, Milli Görüş’ün tüm semptomlarını taşısa da Milli Görüş dairenin içinde kapsadığı alan sınırlıdır. Bu şu demektir: Bir Muhafazakâr, ‘Ayasofya Kilisesi, tarihi bir yapı olduğu için korunması gerekir’ diyebiliyorken, bir Milli Görüşçü, bu konuyu daha özele indirgeyerek, Ayasofya kilisesi için, ‘İstanbul fethedilirken camiye dönüştürülmesi atalarımın gücünün simgesiydi, bu yüzden orası artık kilise değil camidir ve müze olarak kalması da atalarımıza ihanettir.” diyebilir. Bu iki örnekte de korumak esastır ancak olaya bakış açılarının genişliği/darlığı aynı değildir. Ancak yine de bakış açılarının farklılığı, Muhafazakârlık ve Milli Görüş’ün farklı olduğunu göstermez. Muhafazakârlık dairesindeki Milli Görüş’ün dini temelli bir ulusalcılığı benimsediğini söylemek herhalde yanlış olmaz. Onları, daha çok İslam’ın Anadolu topraklarındaki (Türk-İslam) tecrübesi ilgilendirir. Bu dini ulusalcı tavır Milli Görüşçüleri bazen popülizmine, demagojiye ve hamasete sevk eder. “Atalarımız…”la başlayan cümleler, bütün elektronik şifreler için “1453” sayısını seçmeler, çoğu zaman temelsiz sloganik söylem ve sözlere başvurmalar vs. (Bu yazıyı popülizmi, demagojiyi ve hamaseti seven yeni nesil Milli Görüşçü gençlerin Twitter’da #EvladıOsmanlı hastagı altında lisede öğretilen resmi tarih mantığından bir farkı olmayan ‘resmi tarihi ne demişse onun  reddi’ gibi ciddi sorunlar içeren anlayıştan bahsetmeden bitirmek istiyorum.)

Bugün yaygın olarak Başbakan Erdoğan’ın yeniden Milli Görüş gömleği giydiği yazılıp çiziliyor. Kimilerini hayal kırıklığına uğratsa da, “öze döndü” diye sevinenler de yok değil. Gömlek şayet ideolojinin görüneni ise gömleğin bir anda çıkarılamayacağının da bilinmesi gerekir. Kolay değil çünkü yerleşmiş düşüncelerin reddi. Aslında ortada bir değişim yok, Milli Görüş’ün geleceği Ak Parti’nin geleceğiyle büyük ölçüde iç içe geçmiş durumdaydı. Sadece Ak Parti kurulduğu dönemde demokratik yollardan iktidara gelmesi için sosyopolitik fikirlerini yumuşatması gerekiyordu. Zaten bu yukarıda anlattığımız daire metaforunca da herhangi bir kural ihlali söz konusu değil. Yani Başta Erdoğan’ın kendisi olmak üzere çoğu Milli Görüşçü ’nün fikirlerindeki yumuşama/esneme muhafazakârlık dairesi içerisinde gerçekleşti.

2010 referandumundan sonra iktidar olmanın verdiği güçle yeniden “öze dönüş”  yani dar olan daireye sığınma süreci yaşandı. Hiç şüphesiz bu kapanmacı siyaset anlayışının birçok nedeni var ama konumuz  bu değil, dolayısıyla başka bir zamana bırakıyoruz. Türkiye’ye Muhafazakârlık dairesi bile dar gelirken Ak Parti, çareyi yeniden dairenin içindeki daireye yani Milli Görüş’e sığınmakta buldu. Böylelikle büyük umutlar beslenen Parti, kutuplaştırıcı dilden beslenen, sınırlı bir kitleye hitap eden, komplo teori ve hainler listeleri ile toplumu ayrıştıran hatta çoğu zaman insanları kin ve nefrete sevk eden Milli Görüş anlayışına geri dönmüş oldu. Bu durum da yanardağın yeniden hareketlenmeye başladığını gösteriyor. İç içe geçmiş Muhafazakârlık ve Milli Görüş daireleri arasında ‘gömlek değiştirdim’ iddialarının da asılsız olduğu bir kez daha anlaşılıyor. Ortada bir esneme/yumuşama söz konusuydu, gerçek bir değişimden bahsedebilmek için büyük dairenin dışına çıkılması gerekiyordu. Belki de dairenin dışına çıkılamamasının en büyük nedeni Erdoğan’ın sürekli kullandığı “Muhafazakar- Demokrat bir parti olarak…” diye başlayan cümleleriydi. Son söz, gömlek aynı gömlekti, sadece bazen bol geldi bazen de dar.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi