Merkantilizmden Anti Damping Vergisi'ne

  • Ayşenur Amidala
  • 09 Mart 2015
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Genç bir iktisatçıyı iktisattan tam anlamıyla soğutan bir ülkede yaşadığımı uzun zamandır biliyordum ama şu anda gidişatın daha vahim bir hal almaya başladığını görüyorum. Nedeni malum: Anti Damping Vergisi. Bu verginin adı Vestel'in Venüs adlı akıllı telefonu piyasaya sürüşünün akabinde daha çok duyuldu. Mobil telefon, pc ve televizyon ithalatının giderek artmasının yerli üretimi güya olumsuz etkilediği ve ona ciddi zarar verdiği / vereceği gerekçesiyle, Vestel, Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü’ne resmen başvurarak koruma önlemleri talep etti. Resmi Gazete'de 5 Aralık ve bu tarihinde yayınlanan nüshada yer verilen bu başvurunun akabinde, Değerlendirme Kurulu ithalatta koruma "önlem"ine dair soruşturma açılmasına karar verdi. Alınacak pozitif bir kararda yürürlüğe girecek olan tedbirler ise aynen şu şekildeydi:

"Bir malın benzer veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya ciddi tehdidi oluşturacak şekilde artan miktar ve şartlarda ithal edilmesi halinde, bu zarar veya zarar tehdidini ortadan kaldırmak üzere, söz konusu zarar veya zarar tehdidiyle sınırlı ve geçici olmak kaydıyla korunma önlemi alınabilmektedir Bu amaçla korunma önlemi bir malın ithalatında uygulanmakta olan gümrük vergilerinde artış yapılması veya miktar sınırlaması şeklinde uygulanabileceği gibi bunların kombinasyonu olarak da uygulanabilmektedir.” *

Beklenen gerçekleşti ve Anti Damping Vergisi yürürlüğe girdi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin açıklamalarından anladığımız kadarıyla, verginin yerli üreticiyi desteklemek istediği çok açık fakat bunu yaparken atladığı noktalardan bahsedeyim:

Birincisi, yerli üretim dedikleri şeyin tam olarak ne olduğunu anlamak biraz mühim. Zira Çin’den getirtilen parçalarla televizyon ( lcd, plazma vb. ), bilgisayar ya da telefon üretiliyor. Bunların tamamının yerli olarak adlandırılması, bu noktada bana bayağı komik geliyor. O zaman parça ithalatı da yapılmadan, doğrudan Türkiye’deki parça ve donanım üreticileriyle anlaşılıp, telefonların bataryalarının, ana işlemcilerinin ve hatta aksesuarlarının üretiminin burada yapılması gerekmez miydi? Bu soruya alabileceğimiz cevaplar yine soru işaretiyle bitiyor.

İkincisi, devlet iyi mala ucuza ulaşmayı bu noktada ciddi bir şekilde engelliyor. Uzun zamandır Apple kullanıcısıyım. Kendimden örneklerle gidecek olursam, Vestel'in ürettiği Venüs model telefonu, kullandığım Apple marka iPhone telefonla kıyaslayabilirim. Bu iki telefon, bellek, işlemci, görüntü ve ekran kalitesi, işletim sistemleri ve hızları arasındaki kalite bakımından birbirine tamamıyla tezat. Yerli üreticinin ürettiği Venüs adlı telefonu kullanmak istemiyorum, hatta bu telefonun adını Anti Damping Vergisi'yle öğrendim. Ondan önce hiç duymamıştım bile. Türkiye’de bu telefonu destekleyecek ve kullanacak azınlık bir kesim için geriye kalan Samsung, iPhone, HTC vb. telefonların kullanıcıları mağdur duruma düşüyor zaten. Diğer her şeyden alınan yüksek vergiler vatandaşları yeteri kadar rahatsız ediyorken, bir de yeni bir vergiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Aslında ekonomide korumacılığa yönelik bu çabalar, 16. yy. Avrupa’sında yayılmaya başlamış bir ekonomik teori olan "merkantilizm"e dayanıyor. Bu teoriye göre, bir milletin refahı ancak anaparanın miktarına bağlıdır ve küresel ticaret hacmi değişmez. Merkantilist bir ekonomide devlet bütün ekonomiyi elinde tutar ve ticari değer altın,gümüş miktarıyla temsil edilir. Teori, aynı zamanda yönetimin ekonomik düzende korumacı bir rol oynaması ve dış satımı desteklerken ithalatı sınırlandırması gerektiğini savunur. Algımızı biraz genişletecek olursak, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkma nedeni olan sömürgecilik ve hatta emperyalizmi merkantilizm kökenli kapalı ekonomilere bağlayabiliriz. Endişelerim şu yönde: Günümüzün ve geleceğin Türkiye’si, zannediyorum, bu yanlış teoriyle devam ederek ilerleyecek. Kapalı ekonomiye geçme durumu bu şekilde bize yansıdıkça ne yazık ki endişelerim artıyor. Geleceğine ekonomist unvanıyla devam etmek isteyen biri olarak, gördüğüm tabloyla karamsarlığa kapılıyorum.

Amerika’da da yerli üreticinin desteklendiği durumları görebiliriz, ancak madem yerli üretici bu kadar desteklenmek istiyor, o zaman ithal edilen elektronik aletlere vergi getirilmesi yerine, yerli üreticilerin ürettiği ürünlerin vergisinin düşürülmesi daha makul bir çözüm olmaz mıydı? Şu şekilde açıklayabilirim: Venüs adlı telefona minimum düzeyde bir vergi koyulduğunu ve bahsettikleri bu üst teknolojiye her maddi kesimden kullanıcının çok ucuz bir fiyata erişebildiğini ve diğer ithal telefonlara Anti Damping Vergisi'nin gelmediğini düşünelim. Bu durumda kullanıcı hangi telefonu kullanmak istiyorsa onu alır; Bu sayede yerli telefonlara ucuza ulaşılabilir; inisiyatif, yerli üreticiye tehdit olarak görülen ithal telefonlara zaten yeteri kadar pahalı ulaşan diğer kullanıcılara bırakılırsa, problem çözülebilir. Böylelikle bu iki ayrı tüketici kesimi tamamen kendi iradeleriyle seçenekleri değerlendirecek ve "güzide devletimiz" de yerli üreticileri desteklemiş olacaktır.

Tabii bu çözüm devletin işine gelmiyor, ne kadar çok vergi koparabilirlerse o kadar iyi çünkü. Vergilerle büyüyen devlet, böylece iktidarını tazeleyecek. Biz de ek vergili ithal telefonlarımızdan gazete aplikasyonlarına tıkladıktan sonra bu tür haberleri göreceğiz. Daha sonrasında haberin ekran görüntüsünü alıp, biraz küfür ederek, biraz da mizah katarak paylaşacağız sosyal medyada. Tweetlerimiz favorilere eklenecek, belki retweet edilecek. Kim bilir, bu sayede bakarsınız, birer fenomen oluruz.


* Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı - Ticaret Politikası Savunma Araçları Nedir?


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi