Medya kimin kontrolünde?

  • Soner Bastiat
  • 29 Ocak 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Son zamanlarda medyanın aslında çok sesli olduğu, hatta hükümete yakın medya organlarının bu çeşitlilik içerisinde azınlıkta kaldığı dillendirilmeye başlandı. Bunlara son örnek olarak, Atilla Yayla'nın dün Yenişafak Gazetesi'nde yazmış olduğu "Medya Kimin Kontrolünde?" başlıklı yazısı da eklendi. Şahsi olarak gönül bağımın bulunduğu ve uzun yıllardır hemen her görüşüne katıldığım hocamın bu yazısına katılmam maalesef mümkün değil.

Öncelikle yazıya baktığımız zaman Yayla'nın medyayı değil, daha çok gazeteleri masaya yatırdığı görülmektedir. Medya gazetelerden ibaret değildir. En büyük kitle iletişim aracı televizyonlardır, gazeteler değil. Tüm kanalları alt alta koyun, kimsenin izlemediği ve sürekli RTÜK'e para cezaları ödeyen Halk Tv ve Ulusal Tv gibi tek odadan yayın yapan kanallar dışında nasıl bir pozisyon dağılımı olduğunu görebilmek zor olmayacaktır.

Yayla bunun dışında, gazeteleri de gruplandırmış ve bir sonuca varmıştır. Örneğin Hürriyet, Posta ve Habertürk gibi gazeteleri "kemalist" olarak niteleyerek, onları hükümet karşısındaki gruba koymuştur. Öncelikle bir gazetenin sahibinin veya genel yayın yönetmeninin "Atatürkçü" olması, iktidarının yanlışlarını bağıra çağıra yazabildiği anlamına gelmez. İnandıklarını yazabiliyor mu, yazamıyor mu önemli olan budur. Hürriyet, Posta, Habertürk gibi ana akım gazetelerde iktidarın istemediği bir şeyi bastıra bastıra yazamasınız. Dün de yazamazdınız, bugün de yazamazsınız. Bir gazetede iki köşe yazarı hükümete laf edebiliyor diye o gazete iktidarın karşısında demek değildir. Yayla ayrıca Zaman Gazetesi'ni de hükümet karşıtı grupta konumlandırmıştır. Sözkonusu gazete, dershanelerin kapatılması gündeme gelene kadar iktidarın hangi yanlışını yüksek bir tonda eleştirmiştir? Ne tür bir muhalefet yapmıştır? Bir gazete 2-3 aydır eleştirel haberler giriyor diye Sözcü Gazetesi ile aynı torbaya konulamaz.

Bununla beraber, şahsi gözlemlerimizden çok, uluslararası sıralamalara bakmamız olası yanlış tahlillerden kaçınmamıza yardım edebilir. Bu konudaki en itibarlı endeks Freedom House tarafından yapılan, 'Freedom Of Press Index'tir. Kamboçya, Nijerya, Tacikistan gibi ülkelerden fark yediğimiz endekste dünyada sondan 26.yız. AKP öncesi dönemde çok daha iyi bir konumdaydık endekslerde. Bu tür itibarlı uluslararası endekslerin "dış ve iç mihraklar" tarafından manipüle edildiği argümanına sıkça muhatap kalmış biri olarak, bu türden karşı çıkışları anlamlı bulmadığımı ve ciddiye de almadığımı belirtmek isterim. 

Son olarak, Türkiye'de basın özgürlüğü ve çeşitliliği konusunda son dönemde duyulan rahatsızlıklar temelsiz olmamakla birlikte, yukarıda sıraladığım nedenlerden ötürü oldukça ciddiye alınması gereken önemli bir konudur.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi