Limit YÖK sonsuza giderken

  • Efe Kadir
  • 01 Şubat 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

1980 Darbesi'nin kalıcı hasarlarının başında YÖK geliyor. Akademik hayatı ve üniversiteleri pençe altında tutmak amacıyla oluşturulan bu kurum, gücünü her iktidarın kendi lehine kullanmasıyla bugüne kadar korudu. Üniversitelerin başının üzerinde sallanan, Demokles'in kılıcını biraz daha keskinleştirmek için geçtiğimiz günlerde Başbakanlık tarafından bir yönetmelik değişikliği yapıldı.

Öncelikle YÖK'ün neden kaldırılması gerektiğinden başlamak gerekiyor. Üniversiteler, bilimsel ve felsefi tartışma ortamlarıdır. Bu gibi yerlerde, özgür düşüncenin önüne set vuracak her türlü baskı (toplumsal ahlak, devlet, ideoloji) üniversitelerin varoluş amacına terstir. Bugün üniversiteleri olabildiğince özgür kılamamak, orta ve uzun vadede sorgulama ve araştırma yeteneğinden yoksun bir toplum ortaya çıkarır. Bu sebeple YÖK gibi bu baskı sisteminin kurumsallaşmış haline karşı çıkmak hem bireysel hem toplumsal anlamda elzem.

YÖK'ün tamamen kaldırılmasını düşünürken, bugün karşılaştığımız tablo ise hayal kırıklığı ve öfkeye neden oluyor. 29 Ocak Çarşamba günü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 28897 nolu yönetmelik değişikliği ile zaten dar olan üniversitelerdeki fikir beyan etme alanı daha da daralıyor.

Değiştirilen maddelere sırası ile bakarsak;

Kınama cezalarını kapsayan 6. maddeye eklenen ö fıkrası;

ö- Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermek


Bu madde neden değiştirildi? Hatırlayanlar olacaktır, birkaç ay evvel Mersin limanı üzerinden Türkiye'ye giren pirinçler, İTÜ'de Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden akademisyenlerce teste tabi tutulmuş ve GDO'lu olduğu ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine olayı örtmeye çalışan hükümet, İTÜ'ye baskı uygulamıştı ve rektörlüğü sustursa da hocalar geri adım atmamıştı. Hatta bu dönemde hükümetten yetkililer; ''İTÜ ne anlar GDO'dan?'' açıklaması yapacak kadar ileri gitmişti. Hükümetin GDO'dan ne kadar anladığı şüpheli olsa da yasaklar konusunda gayet becerikli olduğu malumunuzdur. Sonuç olarak bir daha yukarıdakine benzer bir olay yaşanırsa, bilimsel doğruları söyleyen bir akademisyen cezalandırılabilecek.

Aylıktan Kesme cezalarını kapsayan 9. maddenin değiştirilen v fıkrası;

Eski hali; v - Cebir ve şiddet kullanarak görevlileri, öğrencileri iş yeri dışına çıkartmak, görev yapılmasına engel olmak veya öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak.

Yeni hali; v- Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma, sınav gibi öğretim çalışmalarının yapılmasına engel olmak, görevlileri, öğrencileri eğitim-öğretim alanı dışına çıkartmak, görev yapılmasına engel olmak, öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak ya da bu maksatla yapılacak hareketlere her ne suretle olursa olsun iştirak etmek,


Bu madde neden değiştirildi? Özellikle Gezi sürecinde, başbakanın üniversite gençliğinin politize olmasından çekindiğini gördük. Bu maddede amaçlanan, hem öğrencilerin hem de akademisyenlerin politik arenaya olabildiğince girmemesini sağlamak. İlk bakışta; ‘’üniversiteliler de siyasetle ilgilenmesin’’ diyebilirsiniz –ki bunu söylemek kimsenin haddi değil- lakin maddeyi biraz daha incelediğinizde, yine Gezi örneği üzerinden bakarsak, bu büyük toplumsal kalkışmadaki yapıyı incelemek için öğrencilerini Gezi Park’ına gönderen bir sosyoloji hocası dahi ceza alabilir.

Bu maddeler dışında yönetmelikte daha başka küçük değişiklikler de yapıldı fakat genel anlamda YÖK’ün yapısı korundu ve yukarıdaki iki değişiklikle kontrol gücü daha da arttırıldı. Peki, AK Parti bize bunu mu vadetmişti? Pek sanmıyorum, 2011 yılı seçimlerinde hedef olarak gösterilen YÖK, bu yönetmelik değişikliğiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir kurum;

2011 seçimlerinden sonra hazırlanacak olan yeni Anayasa ile birlikte YÖK'ün yapısı da yeniden düzenlenecek. YÖK, üniversiteler arasında koordinasyonu sağlayan, denetleyen ve belli alanlarda akreditasyon sağlayan bir kurum haline dönüştürülecektir. Üniversitelerin çeşitliliğine ve kendilerini geliştirmesine kolaylık sağlayan bir yapı oluşturulacaktır.

Bugün içinde bulunduğumuz süreçte, AK Parti’nin ilk yıllarındaki özgürlükleri ön plana çıkaran söylemleri artık geride kalmış bulunuyor. Partiye ve başbakana; önümüzdeki günlerde YÖK yönetmelik değişikliği gibi birçok değişiklik göreceğimize dair bize fikir veren kötü bir trend hakim.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi