Liberallerin CHP ile imtihanı

  • Alper Teryen
  • 16 Ağustos 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası üzüldüğüm noktalardan bir tanesi, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yeterince başarılı ol(a)mamasıydı. Türkiye, kendisi için fazla olan bir değerine fazla bir değer vermemişti. 

Ama daha çok üzüldüğüm nokta, CHP’nin İhsanoğlu tercihinin parti için bir devrim sayılması gerekirken, seçimin ardından bunun başarısız hatta basiretsiz bir politika olarak dillendirilmesiydi. Yıllardır CHP’yi laiklik üzerinden muhalefet yapmakla eleştiren liberal kalemler, CHP’nin muhafazakar kesimlere yakınlaşma çabasını takdir etmeyi bırak, çaresizlik olarak nitelendirdi. Hoş, bu kalemler son dönemde o kadar ilkesizlerdi ki, bu konuda tutarlı olmalarını beklemek de saflık olurdu. 

Yandaş liberaller ile ulusalcıları aynı noktaya getiren bir figür oldu İhsanoğlu. Ulusalcılar da rahatsızdı İhsanoğlu tercihinden. Başarısız olmasını beklediler. Sonunda başarısız oldu ve onlara da kazan kaldırmak için gün doğdu.

Ulusalcılar isyanda” haberini görünce CHP yeniden eski günlerine dönerse ne olur diye sordum kendime. O dönemki Baykal ve yanındaki kadroyu aklınıza getirin: Önder Sav, Onur Öymen, Canan Arıtman ve benzerleri.  Ne kadar da kısırdı siyasi tartışmalar. Şimdi, Emine Ülker Tarhan’lar, Süheyl Batum’lar, Birgül Ayman Güler’ler önderliğinde ulusalcılığın yeniden hortlama ihtimalinden korktum. Düşünsenize, bir yanda en temel özgürlükleri yok saymayı milli irade üzerinden meşrulaştırmaya çalışan bir zihniyet, diğer yanda özgürlükleri yok saymak için milli iradeyi bile takmayan başka bir zihniyet. 

O anda anladım aslında CHP’deki değişim çabasının ne kadar değerli olduğunu. Bu politikaya sahip çıkmak gerekli diye düşündüm. Üye mi olsam diye düşündüm ilk. Sonra acele etmemek için sosyal medya hesaplarını takip etmekle başlamanın isabetli olacağına karar verdim. Ve hemen liberal arkadaşlarım sormaya başladı “hayırdır ne iş?” diye.

3H Hareketi üyesi bir çok arkadaşım dahil liberaller için CHP’ye sempati beslemek hala siyaseten kötü yola düşmek gibi bir şey. Bu yazıyı da aslında bunun için kaleme aldım. Sebebini belki tartışırız diye. Gerçekten neden böyle düşünüyorsunuz?

CHP’nin son dönem söylemlerinde demokratik ton mu dağa ağır basıyor, yoksa eski arkaik Kemalist söylemler mi? Sahi, son dönemde partinin Kürt meselesi hakkında ne düşündüğüne dair Cumhuriyet gazetesinde çıkan şu yazı dizisini de okudunuz mu? Peki "HDP’nin yaptığını biz yapamadık" diye hayıflanan milletvekillerine ne demeli? 

Kılıçdaroğlu, CHP’yi Avrupa standartlarında sosyal demokrat bir partiye döndürmek arzusunda. 2011 milletvekili tercihlerini şöyle bir aklınıza getirin: AKP’de Kürt meselesini Sezgin Tanrıkulu’ndan daha iyi bilen ve demokratik çözüm modelleri sunma konusunda daha nitelikte bir milletvekili tanıyor musunuz? Rıza Türmen’den daha iyi hukukun üstünlüğü ilkesini benimsemiş bir siyasetçi var mı? Binnaz Toprak kadar özgürlükçü, Osman Korutürk kadar dengeli, Sencer Ayata kadar teorisyen siyasiler tanıyor musunuz başka partilerde? Ve peki soruyorum, 5 yıl önce CHP, sol-liberal milletvekillerin sesinin daha çok çıkacağı bir platform olacak denilseydi, buna ne ölçüde inanırdınız?

Erdoğan’ın otoriter üslup ve söylemini yadırgamak yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nu iyi hatip olmamakla suçlayanlar varsın devam etsinler. Ben, kendisinin bu sessiz dönüşüm hamlelerini destekliyor ve Ekim kurultayında da başarılar diliyorum. Ulusalcılar tasfiye olursa, partisine üye olmayı ciddi ciddi düşündüğümü de son not olarak ekleyeyim.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi