Liberaller mi ayrıştı, liberal olmayanlar mı?

  • Tarık Beyhan
  • 11 Nisan 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Amerika'da sosyal liberalizmin baskın hale gelmesi ile 'liberalizm' denilince insanların aklına sosyal liberaller ve hatta sosyal demokratlar gelmeye başladı. Benzer bir süreç Türkiye'de de yaşanmaya başladı. Kendine liberal demeyen, liberalizm ile uzaktan yakından alakası olmayan isimlere liberal denilen ülkemizde kendine liberal diyenler arasında da bir kavga koptu. Bu durum bazılarının kafası karıştırdı. Birbirinden çok farklı şeyler söyleyen bir çok kişi kendine liberal diyor, olur mu öyle şey?

Aslında olur. Liberaller farklı görüşlere saygı duyarlar. Tektipçi değillerdir. Fakat bir istisna var, temel ilkelere uymak. Liberalizmin ilkelerini klasik liberallerden bugüne silsileyi bozmadan liberal düşünürlerden alıyoruz. Eğer bir düşünürün fikri kendinden öncekileri geliştirmekten öte çelişirse, doğal olarak ona başka bir ad veriliyor. Bu başka ad almış liberal düşünce akımlarından bazısını ise doğal olarak 'özü bozan' bir şey olarak kabul edip liberal bile saymıyoruz. (Örneğin ben sosyal liberalizmi, liberalizm saymıyorum.) 

Hayat, hürriyet, mülkiyet. John Locke hakları bu şekilde özetledi. Bir liberalin bağlı kalması gereken en temel ilke bu hakların korunmasıdır. Özetle bu hakları vazgeçilmez değer olarak kabul etmeyen kişiye liberal denilemez.

Türkiye'de liberallerin ayrışmasından Gezi Olayları'yla bahsedilmeye başlandı, 17 Aralık sonrası ise kendine liberal diyenler arasında derin bir ayrışma yaşandı. Hükümetin artık muktedir olmaya başladığı günlerde her liberalin yapması gerektiği gibi iktidarın bireye karşı zayıflatılması için çaba gösterdim. Zaten bir liberalin devletle siyasi olarak kurabileceği en büyük ilişkisi, devletin bireye karşı zayıflamasını sağlamaktır. Bireye karşı güçlü devlet, bir gün kesinlikle elindeki tüm iyi niyetle teslim edilmiş yetkileri kötüye kullanacaktır. Gezi Olayları'nda da bir liberalin yapması gerektiği gibi eylem özgürlüğünü destekledim. Hatta bunun bir kalkışma olduğu iddiası ortaya atıldığında, yine Locke'un ortaya attığı devletin hak ihlallerine karşı başkaldırma hakkımızı öne sürdüm.

Devlet eylem ve protesto hürriyetine müdahele etti; kendine liberal diyen birileri devlete karşı çıkmak yerine destek verdi.

Devlet hayat hakkına saldırdı, birçok insan öldü, binlercesi ölümden döndü; kendine liberal diyen birileri devlete karşı çıkmak yerine destek verdi.

Devlet mülkiyete müdahele etti, zorla evlere girdi, camları kırıp biber gazları attı, evine giderken nefes alabilmek için gaz maskesi takan 12 yaşındaki çocuğun gaz maskesine el koydu; kendine liberal diyen birileri devlete karşı çıkmak yerine destek verdi.

Devletin piyasayı regüle etmesinden bile öte, 17 Aralık'ta yolsuzluklar olduğu ortaya çıktı,  birtakım iktidar mensuplarına kıyak geçmeyenin ticaretinin engellendiğini herkes öğrendi; kendine liberal diyen birileri devlete karşı çıkmak yerine destek verdi.

Bu olayların hepsi kimyasal bir tepkime gibi gözlendi. Herkes kabın dibinde kalan posayı gördü. Şimdi sizce, liberaller mi ayrıştı, liberal olmayanlar mı liberallerden ayrıştı? 

 


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi