Liberalizmin ötesini savunmak

  • Ahmet Altundal
  • 01 Şubat 2015
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Charles Taylor'ın liberalizme yönelik kısmen katıldığım bir eleştirisi var: Düşünür özetle diyor ki, "iyi nedir?" sorusunu teker teker bireylere bırakan tarafsızlıkçı liberal söylem yanlıştır ve insanların üzerinde uzlaşabileceği bir "iyi"yi hep birlikte, otoriter bir dayatma olmaksızın tanımlamak gerekmektedir. 

Bu eleştirinin haklı yanı şu: Kabul etmeliyiz ki, liberalizm her türlü "iyi"yi içinde barındırmıyor. Sadece bireysel yaşamımızdaki erdemlerden, bir diğerine karşı basit ahlaki sorumluluklarımızdan değil, sosyal hayatı ilgilendiren siyasal doğrularımızdan bahsediyorum. 

Örneğin liberalizm ırkçılığa tam bir reddiye getirebilir mi? Bundan kuşkuluyum. Zira "saldırmazlık prensibi"ne halel getirmeyecek bir ırkçılık tanımlayabilmek mümkün. Ya ayrımcılığa? Özel mülk sınırları içerisinde olduğu sürece ayrımcılığa kim karışabilir? Hayvanlara merhametli davranmak, eşcinsellere ayrımcılığı sadece hukuken değil, ahlaken de reddetmek, kadınlara sadece hukuk önünde değil, bireysel hayatta da ayrımcılığın önünü kesmek, kısacası birlikte yaşam için sahip olmamız gereken bütün değerlerin liberalizmin kapsama alanında olduğunu söylemek mümkün değil. Liberalizm bu değerleri dışlamaz, ancak kapsamına da almaz. 

Liberallerin bir kısmı bahsi geçen değerlerin yoksunluğunun yaratacağı felaketi pek önemsemiyor gibi. Afrika'da kanat çırpan kelebeğin Kuzey Amerika'da yaratacağı muhtemel kasırgalara karşı kayıtsızlar. Ayrımcılık mevzubahis olunca "insanlar özel mülkünde istediğini yapabilir" diyerek bir kenara çekiliyorlar örneğin. Doğru, bireyler özel mülkünde istediği tasarrufta bulunabilirler. Ancak bir gün bireysel alanda biriken habis fikirlerin kamusala sızmayacağının garantisi yok. Hatta sızma ihtimali yüksek.  

Bahsi geçen "kayıtsız liberaller" bütün bunları kabul edemiyor sanki. Bütün "siyasal iyi"leri ideolojik bavullarına bir yerden sıkıştırabildiklerini düşünüyorlar. Bavul ise kapasitesini aşınca bir yerlerden patlamaya başlıyor. Ne var ki, bütün "iyi"ler liberalizmde mündemiç değildir. Bu durum liberalizmin ucu açık bir ideoloji olduğunu, dolayısıyla gelişmeye elverişli olduğununu göstermesi bakımından "iyi"dir. Ancak liberalizmin insanlığa ait diğer erdemleri kapsamadığını göstermesi bakımından da kötüdür. Bu yüzden "liberalizm ötesi"ne geçmeliyiz. Zira kolektivist ideolojilerin liberalizmin ötesindeki erdemleri kendine mal etmesinin önüne ancak bu şekilde geçilebilir. 

Öte yandan, her türlü kötülüğü yaptırımla engellemek saçma olurdu kuşkusuz. Ancak "birey"i ayrıksı, özel mülkiyet krallığında bir başkasına değmeden yaşayan bir varlık olarak tasavvur etmenin ne kadar sorunlu bir bakış olduğunu söylemeye bile gerek yoktur sanırım.

Bir diğerini tanıma anlamında hoşgörü, hukuki metinlerin ötesinde zihinlerde yeterince yer edinmediği, bireyler tarafından yüksek bir değer olarak tanımlanmadığı sürece liberalizm tehdit altındadır. Tam anlamıyla bir "siyasal iyi"ye ulaşmak için liberalizme "yetmez ama evet" demeli ve onun da ötesinde bir siyasal erdem söylemi inşa etmeliyiz. 


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi