Korkmayın!

  • Burak Durgut
  • 22 Aralık 2013
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

İnsanlık tarihine dönüp baktığımızda, bugünlere gelmek için yüzlerce rasyonel düşünce sahibinin yakılışına şahit oluruz. Dogmalara, tabulara, sorgulanmamış “düşüncecik”lere karşı içinden gelen “ezberlerinizden bıktım, düşünceleri sorgulamak yerine onlara düşünmeden bağlanmanızdan bıktım” diyen cesur insanlarla doludur tarih.

Aklın insanın sahip olduğu en önemli aparat olduğunu düşünmek ve efsanelere, komplolara, mesnetsiz dogmalara karşı çıkmak cesaret ister. Çünkü insan için bilinmeyen her şey korku kaynağıdır. Bir dogmayı sorgulamaya başladığınızda bulduğunuz cevaplar dogmanın verdiği cevaplarla çatışmaya başladığında bilinmeyen başlar; yani korku… Zaten dogmalar ve tabular insanların kümülatif bilgi birikiminin çok zayıf olduğu ve korkunun çok daha yaygın olduğu dönemlerde doğmuşlardır. Korkularını yenmek, bilinmeyeni çözmek için gerekli bilgi birikimine sahip olmayanlar kafalarını kuma gömerek kendilerini rahat ettirmek için uydurmaya başlarlar çünkü insan budur; doğası gereği yetersiz, güçsüz, yaşamaya meyilli ve yaşama arzusuyla ölüm korkusunu yenmeye çalışan aciz bir yaratık.

Bu “uydurucuların” kendileri gibi korkak “inananları” vardır bir de. Zaten bu uydurma hikayelerin devamlılıklarını uydurucuların korkaklığından çok inananların korkaklıkları sağlar. Korktukları çok bilinmeyenli hayattan kaçmak için cesur oldukları küçük dogmalarına kaçarlar ve bu sefer de bu dogmanın yıkılmasından korktukları için ona delice sahip çıkarlar. Eğer birisi kendilerine rasyonel açıklamalar yapmaya, uydurulmuş dünyalarını yıkmaya çalışırsa sinirlenir, saldırganlaşır, şoven tezahüratlarını daha yüksek sesle bağırmaya başlarlar. Ama dediğim gibi sadece korktukları için… Kötü oldukları için, sevgisiz oldukları için, düşman oldukları için değil, korktukları için sahip çıkarlar küçük dünyalarına…

İşte bugün gördüğüm “büyük resim” budur ülkemde… Birbirinden korkan milyonlarca milyonlarca insan. Herkesin birbirine düşman gözüyle baktığı, herkesin kendi küçük dünyasına sahip çıkmaya çalıştığı, “aman küçücük dünyamı kaybetmeyeyim herkes onun peşinde zaten” korkusuyla saldırganlaştığı kocaman bir tımarhane. Birilerinin akıl ve mantığa sığan sorular sorması halinde “dış mihrak”, “yabancı güç”, “emperyalist oyunu”, “maşa” olmakla suçlandığı koskoca bir akıl hastanesi…

“Fotoğraf var” diyorsun “photoshop” diyorlar, “ses kaydı var” diyorsun “montaj” diyorlar, “ayakkabı kutularında milyon dolarlar var” diyorsun “soruşturmanın zamanlaması manidar” diyorlar, “bakan çocukları suçlanırken bakanların makamlarında olması yanlış” diyorsun “İsrail ajanı mısın” diyorlar, “bağımsız yargı herkese lazım” diyorsun “bakan çocuğunu nasıl hapise atarlar, kim bunlar” diyorlar, “e bu para hepimizin parası, hepimizin vergisi” diyorsun “adamlar yiyor ama çalışıyor kardeşim” diyorlar…

En son “bu kadar korkmana gerek yok kardeşim, sen korkmasan senin korkundan beslenenler rahat bırakacaklar hepimizi zaten, benden korkmana gerek yok, ben de senin gibiyim, aynı haksızlıklarla karşı karşıyayım, aynı zulmü görüyorum, aynı hapisteyim benim soyulduğum kadar sen de soyuluyorsun, hukuk bana ne kadar lazımsa sana da o kadar lazım” diyecek oluyorsun, diyemiyorsun sen de dış mihrak olmaktan korkuyorsun… Susuyorsun, yazıyorsun…


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi