Harçların Kaldırılması ile Oluşan Adaletsizlik

  • Öner Yiğit
  • 29 Eylül 2010
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Ak Parti’nin bugünlerde ciddi kafası karışık. 2003’te özgürlükçü, hoşgörülü bir dille, liberal değerlerleri savunarak iktidara gelen bir parti, 3. dönemiyle birlikte henüz türü belirlenemeyen bir evrim geçirme süreci içerisinde. Baksanıza! 2003’te seçim vaatlerinden biri “YÖK’ü kaldıracağız” iken bugün bu politika “harçları kaldıracağız”a dönüştü, ve nihayetinde harçlar da kaldırıldı. YÖK kaldırılsaydı eğer üniversiteler için özgürlükçü bir adım atılmış olabilirdi ama Ak Parti, YÖK’ü kaldırmak yerine öğrenci harçları kaldırarak evrim iddiamı kanıtladı. Öte yandan Ak Parti, YÖK’ü kaldırsaydı eğer, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin “A”sına uygun hareket etmiş olacaktı ve büyük bir adaletsizliği ortadan kaldıracaktı. Ama gelin görün ki sadece kendi dünya görüşüne yakın bir ismi başa geçirilerek kurumun varlığını olduğu gibi korudu. YÖK’ün kaldırılıp kaldırılmaması konusu da nereden çıktı! Asıl bu yazının konusu öğrenci harçlarının kaldırılmasıyla oluşacak adaletsizlikti. 

Birkaç itirazım var harçların kaldırılmasıyla ilgili;

Hiç şüphesiz öğrenciler ve veliler çok sevinmiştir harçların kaldırılmasına ama ne yazık ki harçların kaldırılması veya eğitimin parasız olması, maliyetinin olmayacağı anlamına gelmeyecektir. Öğrenci harçlarını kaldırılması popülist bir karar olmakla birlikte, büyük bir adaletsizliğe de yol açacak. En büyük adaletsizlik de buradan oluşacak açığın üniversitelerde nasıl finanse edileceği konusudur. Üniversiteden eğitimi kimin aldığına bakmaksızın, büyük çoğunluğu vergilerden oluşan devletin hazinesinden finanse edilecek. Üniversitede öğrencisi olmayan bir esnafın vereceği vergi ona, yol- su- kaldırım olarak geri dönmesi gerekirken, başkasının çocuğuna harç parası olarak gidecek. Bundan daha büyük adaletsizlik var mı? Hem öğrenciler de çok sevinmesinler harç miktarı dolaylı yollardan yine sizden de alınacak.(gören de devlete sadece harç yoluyla para ödediğinizi zannedecekler.)

Muhtemelen, harçların kaldırılması sürecinde “kalkacak mı, kalkmayacak mı, hükümet vazgeçer mi acaba” gibi tedirgin bekleyiş içinde olan sosyalist-komünist öğrenci grupları, ‘harçların kaldırıldığı haberinden sonra, Ak Partiyi yendikleri için sevinecekler mi yoksa her eğitim yılının ilk haftası geleneksek “harçlar kaldırılsın” eylemini, bu yıl yapamayacakları için üzülecekler mi?’ konusunda büyük ikileme düşmüşlerdir. Liberal değerleri savunarak 3 dönemdir iktidarda kalmayı başaran Ak Parti, 4. dönem için sanırım şimdiden, parti politikalarını belirlemede önemli değişikliklere gideceğinin sinyallerini veriyor. Ve yine gidişat onu gösteriyor ki, bu ülkeye Komünizmi Müslümanlar getirecek.(!) Bu cümle abartı gelebilir size ama liberal değerlerden gittikçe uzaklaşan bir parti, politikalarını belirlerken muhtemelen izleyeceği görüş; otoriter, baskıcı, 'demir yumruk' bir anlayışın ürünü olacaktır.Böyle bir anlayışa da ancak liberal değerlerden uzaklaşarak gelinebilir. 

Öte yandan Erdoğan başta olmak üzere Ak Parti kurmayları, sürekli “her ile en az bir üniversite!” hedefini gerçekleştirdikleri için övünürler, göğüslerini gere gere de anlatırlar “artık her ilde en az bir üniversitemiz var” diye. Hâlbuki, harçların kaldırılması ile her ilde en az bir üniversite açma “icraatı”, kendi içerisinde ciddi bir çelişki oluşturuyor. Hem üniversite okumanın ayrıcalığı ortadan kalktı hem de eğitim kalitesinin düşmesine neden oldu. Lise mantığı ile kurulan bu üniversitelerin nereden finanse edileceği konusu, harçların da kaldırılmasıyla daha da çetrefilli bir hal aldı. Ak parti iktidarına kalırsa “ekonomimiz iyi, ödenir, ne olacak sanki”(!) Ama anlaşılamayan bir nokta var; madem günden güne gelişmekle olan bir ülkeyiz, ekonomimizin eskiye oranla daha iyi olduğundan dem vuruluyor, artık zengin bir devlet olduğumuz iddia ediliyor vs. o zaman soru şu: Pekâlâ, bu saydığımız durumlardan ötürü devlet üniversitelerin sayısının arması mı gerekiyor yoksa devlet üniversitelerin ver(e)mediği eğitim yüzünden, kalitesizliği yüzünden, kapanıp yerini vakıf üniversitelerine bırakması mı gerekiyor? Harçların kaldırılması, devlet üniversitelerin sayısının giderek azaldığının, artık eğitim sektöründe devletin hegemonyasının kırıldığının göstergesi olmalıydı ama ne yazık ki öyle olmadı. 

Hangi taşı kaldırırsan devleti mutlaka görebileceğin bir ülke, Türkiye. Dört bir tarafımız sosyal devletçi politikalarla sarılı durumda. Türkiye’de “özel sektör kazanacağına, devlet o işe el atsın, devlet kazansın” mantığı işliyor. Haliyle devlet eğitim sektöründen de el çekmeye pek niyetli gözükmüyor. En azından Ak Partinin son 10 yılık eğitim için yaptığı icraatları bunu gösteriyor. Harçların kaldırılması da bu amaca hizmettir. Devlet üniversitesinde okuyan biri olarak bin pişmanım tercihimi devletten yana kullandığım için. Harçların kaldırılması mı eğitim kalitesinin artırılması mı diye sorarsanız, ikincisi derim. Devlet üniversitelerinin veremediği eğitim yüzünden, sözgelimi harç parası olarak ödenecek miktar, bu sefer de okulda verilemeyen eğitimin açığını kapatmak, kamu sınavlarına devletin istediği yeterliliğe ulaşmak için kurslara ödeniyor. Eğitimin ücretsiz olması masraflarının olmayacağı anlamına gelmeyeceğini yazının başında söylememin nedeni de buydu. 

Sonuç olarak Ak Parti iktidarının “müjde” olarak açıkladığı harçların kaldırılması, büyük bir adaletsizliğe yol açmakta. Bu adaletsizlik, ‘Alevilerden toplanan vergilerle, camii giderlerini karşılamak’a benziyor. Diyeceksiniz ki “Aman sende! devlet bunu(adaletsizliği) hep yapıyor zaten!" Evet maalesef devlet bu adaletsizliği hep yapıyor. Harçları kaldırarak da bir kez daha göstermiş oldu.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi