Demokrasiyi övmenin dayanılmaz hafifliği

  • Tarık Beyhan
  • 16 Ağustos 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Demokrasi! Ne kutsal bir kelime değil mi? Herkes demokrasi istiyor, herkes demokratikleşmeden bahsediyor! Hatta herkes özgürlük yerine demokrasi kelimesini kullanıyor. Peki, nedir bu demokrasi? Demokrasi, belirli dönemlerde sandığa gidip, bizim adımıza kararları alacak kişileri belirlemek için oy vermektir.[1] Daha çok demokrasi mi? Devlet egemenliği altındaki toprakların küçük bölgelerinde –mesela mahallelerde- yapılacak şeylerin bölge halkına sorulmasından fazlası değil. O da mümkün olduğunca…

Halka sormak! Yine çok kutsal bir kavrama geldik: Halk! Peki, nedir halk?
Birbirinden tamamen farklı ve hatta çatışan istekleri, beklentileri, gelecek planları olan milyonlarca bireyin tek bir varlık sayılmasıdır. Bireylerin hepsinin her konuda mutabık olmaları doğalarına aykırıdır. Bu durumda demokrasi, birkaç konuda hemfikir olan çoğunluğun, tüm bireylerin hayatını etkileyen kararlar verecek hükümeti belirlemesidir.

Peki demokrasi ile özgürlüğün ne ilişkisi var? Aslında neredeyse hiçbir ilişkisi yok. Faşist, sosyalist, komünist, nasyonal sosyalist rejimlerin hemen hemen hepsi demokrasiyle yönetiliyordu ve bu baskıcı rejimlerin hepsi halk tarafından uzun süre destek gördü. Hitler de demokratik seçimlerle göreve geldi. Yaşasın milli irade! Yaşasın halkın yönetime katılması!

Madem demokrasi ile özgürlüğün alakası yok o zaman demokrasiden acilen kurtulmalı mıyız? Hayır.

Maalesef demokrasi geçmişten günümüze denenen yöntemler arasında en iyisi. Demokrasi dışı sistemlerde mesela bir mutlak monarşide erdemli bir kral tüm haklara saygılı davranabilir, özgürlükleri asla kısıtlamayabilir. Fakat zor kullanma ya da veraset yoluyla yönetici değiştiğinde işler tersine dönebilir. Özellikle günümüzde orduların silah gücü göz önüne alındığında ordu üzerinde tam hâkimiyeti olan bir mutlak lideri geçmiş yüzyıllardaki gibi devirmek kolay değil, hatta imkânsızdır. Demokrasi bize en azından “halk” denilen muğlak yapıyı oluşturan diğer bireyleri ikna edersek yöneticileri değiştirme şansı tanır. Peki, ikna edemezsek? Gitti yine özgürlükler!

Türkiye’de özgürlüklerinin ihlal edildiğini söyleyen insanların çoğunluğun iğrenç bulduğu bir kelime olan “liberal” kelimesi bu durumda hayati önem taşır. Liberal demokrasi, halk denilen ve kendi başına hiçbir değeri olmayan varlığın, kendisini oluşturan bireylerin temel hak ve özgürlüklerini çiğneyememesidir. Liberal demokrasilerde, hükümetlerin aldıkları oy oranı ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklere müdahele etme hakları ya da yetkileri yoktur. Bireylerin ne konuşacaklarına, ne konuşmayacaklarına, ne giyeceklerine, nasıl ibadet edeceklerini ya da etmeyeceklerini, neye inanacaklarına ya da inanmayacaklarına, kimle yaşayacaklarına, ne yiyeceklerine, ne içeceklerine, kaç çocuk yapacaklarına karışan yöneticiler o çok övülen demokraside var olabilirler.

Özgürlüklerinizi geri almak istiyorsanız, liberal kelimesinden iğrenmekten vazgeçmekle başlamalısınız.


[1] Milyonlarca insanın her karar için toplanması mümkün olmaması sebebiyle devletler için demokrasi kelimesi sadece temsili demokrasiyi ifade ediyor.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi