Charlie Hebdo ve ifade özgürlüğünü anlamamak

  • Ahmet Altundal
  • 10 Ocak 2015
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Bu yazıyı insana bahşedilen "düşünme" fonksiyonundan tamamen azade olmayanlar için yazdım. Diğerlerinin yazıyı okumamasını tavsiye ediyorum.  
 

Charlie Hebdo'ya yapılan vahşi saldırı, birkaç istisnayı saymazsak, bekleneceği gibi muhafazakar cepheden pek bir tepki toplamadı. Bu cinayete doğrudan alkış tutanları şimdilik kendi cehennemiyle başbaşa bırakıyorum. Öte yanda da, ne de olsa, "dergi karikatürleriyle 'Müslümanları kışkırtıyordu' ve katliam yanlış da olsa, Müslümanlar kışkırtılmamalıydı" diyen, tahmin edeceğiniz gibi bolca "ama" kelimesinin kullanıldığı cümlelerle kendini tatmin etmeye çalışan, bir türlü sadede gelemeyen bir taraf da vardı, her zaman olduğu gibi.

Bu durumun altında "Kutsal değerlere hakaret de özgürlük müdür?" sorusuyla beliren çarpık bir ifade özgürlüğü anlayışı yatıyor. Hakaretin incitici olduğu, dolayısıyla tahrikin bir nevi durumu ahlaken hafifletici sebep oluşturduğuna dair doğrudan ve dolaylı yorumların sebebi bu olsa gerek. Ne de olsa, her gün yeni bir "tahrik indirimi" sebebiyle karşılaştığımız ve her konuda tahrik eşiği oldukça düşük bir ülkedeyiz.

Dolandırmadan söylemek gerek: Kutsal değerlere hakaret özgürlüktür. Nedenleri çok açık:

1) Kutsal olduğu söylenen bir değerin kutsallığına dair objektif bir kanıt yoktur. "Kutsal" ile "kutsal olduğu söylenen" arasındaki bağı kuran, bireyin inancıdır. 

2) Kutsal olduğu söylenen bir fikir, obje veya kişilere hakaret etmek yasaksa, "kutsal olmayan" fikir, obje veya kişilere hakaretin neden yasaklanması gerekmediğini birisi açıklamalıdır. Örneğin "sosyalizm aptalca bir fikirdir" veya "kapitalizm barbarcadır" fikirleri neden yasaklanmasın? Dinlere hakaret etmenin seküler fikirlere hakaret etmekten farklı olarak, cezai bir yaptırımı hak etmesinin gerekçesi nedir? O dinin mensuplarının incinecek olması mı? "İncinmek" değişken bir ruh halidir. İnsanlar farklı şeylere incinebilirler. Bir kişi kutsal değerlerine hakaret edilmesinden dolayı incinebilirken, diğeri kişiliğine yönelik hakaretlerden, bir diğeri ise "devrimciliğin yüksek değerleri" gibi seküler değerlere hakaretten dolayı daha çok inciniyor olabilir. Bu konuda tutarlı olacaksak, kanunların kişileri her türlü incinme durumuna karşı koruyor olması gerekir. Bu imkansızdır ve "incinmek" gibi kişisel bir zayıflığın hukuki karşılığının olması akıl almaz bir durumdur.

3) "Kutsal" ve "kutsal olduğu söylenen" arasındaki bağı kanıtlayabilseydik dahi, ifadeyi yasaklamanın bir temeli olmazdı. Hiç kimse, alay ettiği durum gerçeğin ta kendisi olsa da, sadece söz söylediği için cezai yaptırıma maruz kalamaz. İfade, tehdit içermediği sürece, hiçbir zaman bir tahrik gerekçesi olamaz. Medeni dünyada olmamaktadır da. Aynı dergide yayınlanan tonlarca İsa karikatürüne rağmen neredeyse hiçbir Hıristiyan dinine hakaret edildiği gerekçesiyle katliam yapmamıştır. 

Ve inanın, kutsalınıza hakaret edenler Müslümanlığınızdan bir şeyler eksiltemez. Din dairesi içinde düşünüldüğünde dahi, en fazla onlar kaybeder.

Ancak başkasının hayatını gasp edince geri dönüşü olmayan birçok şeyi kaybedersiniz: İnsanlığınızı, onurunuzu, vicdanınızı ve merhametinizi. Ve sembolleşmeye doğru giden o karikatürde de resmedildiği gibi kurşunları aynı zamanda kendinize sıkmış olursunuz.   

Medeniyete alışmayı deneyin. Siz de huzur bulacaksınız. 




© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi