CHP’nin hayaletleri

  • Kubilay Atlay
  • 03 Nisan 2014
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Bir tanıdığımın babası Kütahya’dan bir beldenin uzun yıllardır MHP’li belediye başkanıymış. MHP ile bir şekilde ters düşmüş, ancak başkanlığa tekrar aday da olmak istiyor, bula bula CHP’yi bulup tekrar aday olmuş. (Parantez içinde söyleyelim, aslında genel eğilim bu durumdakilerin Ak Partiye, olmadı Demokrat Parti, Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi gibi bir başka sağ partiye geçmesi yönündedir. Anadolu’da ilçe ve belde belediyelerinde hala ana akım partilere küskün ancak halk tarafından sevilen sağcı başkanlardan oluşan hatırı sayılır bir Demokrat Parti varlığı vardır)

CHP’nin yeni adayı amcamız kapı kapı gezip oy arayadursun, bir gün makamına kız kardeşi gelmiş. Dürüstçe, “Abi, ben sana bu sefer oy vermeyeceğim. Hacca gittim geldim, hacı oldum. CHP’ye oy verip de hacılığımı yakamam, sen başkan olacaksın diye bu vakitten sonra bir daha hacca da gidemem, kusuruma bakma” demiş.

Nihayetinde amcamız başkanlığa devam edebildi mi bilmiyorum ama CHP için buradan çıkartılacak çok ders var. İslamda bildiğim kadarıyla Haccın yanması gibi bir durum yoktur. Kılınmış namaz bozulmaz, gidilmiş hac yok sayılmaz. Anadolu’da evet, hacca giden kişiler ondan sonra başörtüsünü çıkartmaz, içki içmez, namaz kaçırmamaya dikkat eder, hatta bazıları sakal da bırakırlar. Bunu yapmayanlara bilhassa küçük yerlerde iyi gözle bakılmaz. O Kütahyalı teyzenin CHP’ye, adayı bizzat abisi bile olsa oy vermesini engelleyen şey CHP’ye oy vermenin bir tür günah olduğu düşüncesidir. Bu düşünce karşısında CHP’lilerin kaşları kalkar, en terbiyelisi “cahil işte efendim” olan yorumlar yapılır, hakaretler edilir, ülkeyi terk etme planları yapılır.

Hayko Bağdat’ın çok sevdiğim bir perili ev alegorisi vardır: Hani bir film vardır: Mutlu bir aile bir eve taşınırlar. Ev büyüktür. Aile mutludur. Belli ki sınıf atlamışlardır. Bu yeni evde onları güzel günler beklemektedir. Derken evde bir takım garip sesler duyulmaya, bir anda hayaletler görünüp kaybolmaya başlar. Eşyalar havada uçar, o evde rahat uyunamaz. Bağdat bu benzetmeyi aslında Ermeni Kırımı için yapıyor, ancak benzetme CHP’nin hali için de uygun.

Bu ülkede CHP’nin yarattığı hayaletler var. CHP, bu ülkenin başına gelen en büyük belalardan olan İttihat ve Terakki’nin B ekibi tarafından kuruldu. Bu güne kadar da bu milletin hafızasına çok kötü olaylarla kendini çaktı. Saymaya kalksak sayfalar yetmez. Muhaliflerin İstiklal Mahkemelerinde asılmaları, Şapka zorunluluğu ve bu zorunluluğa uymayanların asılması, aslı var belli ki - camilerin ahır yapılması, Türkçe ezan, Kuran kurslarına baskınlar ile başlayıp daha düne kadar süren başörtüsü yasağına kadar uzayan, bir tür aşağılanmayla bezenmiş bir şekilde duruyor ülkenin mütedeyyin kesiminin hafızasında CHP.

Diğer kesimler de az mı çekti peki CHP’den ve onun temsilcisi olduğu devlet zihniyetinden? Kürt isyanlarının bastırılma şekilleri, Dersim vakası, ülkenin gayrimüslimsizleştirilmesi, darbeler, bir sağdan bir soldan asmalar. Sivil toplumun var olmasına müsaade etmeyerek her yere temayüz eden zorba devlet...

Ak Parti’nin bir takım eylemlerini eleştiriyoruz eleştirmesine de 1930’ların CHP’si  veya 1980-1983 arasının askeri yönetimi ile Kıyas edilebilir mi? 1993 yılında solcu olan birisine sorun o yıl neler yaşadın diye, dinleyin, sonra utanmanız yoksa ondan sonra sorun “niye oyları böldün, niye CHP’ye vermedin” diye. Alevilerin önemli bir kısmı el mahkum oy veriyorlar. Yoksa Erdal İnönü kifayetsizinin boş boş baktığı bir heykeli dikilsin bence Ankara’ya, yüzü Sivas’a bakan. “Sivas’ta olaylar olurken böyle seyretti Başbakan yardımcısı olarak olayları” yazılsın altına da. Ak Parti’ye oy veren asgari ücretlileri anlayamıyor bazı CHP’li refiklerimiz. Biz de Onur Öymen’in dersim hakkında ettiği laflara rağmen CHP’ye oy veren Tuncelilileri anlayamıyoruz.

Ak Partinin çıkarttığı ve gayrimüslim vakıflarının analarının ak sütü gibi helali olan mülklerinin geri verilmesini sağlayan vakıflar yasası için Anayasa Mahkemesine yazdığı utanç verici dilekçenin altındaki imzası kurusun da Kılıçdaroğlu ondan sonra gayrimüslimlerden oy istesin. Twitter yasağına sonuna kadar karşıyım. Yanlıştır ama Takrir-i Sükun’un yanında esamesi okunur mu?

Bağdat’ın hikayesine geri dönelim. Son yıllarda bu tarz filmler şöyle bitiyor: aslında o hayaletlerin bize bir şeyler anlatmaya çalıştığını anlıyoruz. Meğerse katilleriyle bitmemiş bir hesapları ve gömülmemiş ölüleri varmış. Ev ahalisi içinde yaşadığı evde eskiden yaşayan mazlumların katillerini bulur, ölülerini gömer, ancak ondan sonra o hayaletler de huzura erince o evde rahat içinde yaşayabilir.

CHP’nin yönetimi de partinin daha önce ahına aldığı mazlumların katillerini tespit eder, geçmişi ile yüzleşir, açıkça özür diler, hatta gider hayatta kalanlardan veya ölenlerin torunlarından diz çökerek özür diler, ancak ondan sonra huzur içinde o partide yaşayabilir. Ancak ondan sonra Kütahyalı hacı teyzelerden, eski tüfek solculardan, Kürtlerden, Ermenilerden oy isteyebilir. Alabilir demiyorum, en azından istemeye yüzü olur.

CHP’yi bahsettiğim şekilde geçmişiyle sertçe ve hızlıca yüzleşmeye, eğer bunu beceremeyecekse de ülkede gerçek bir muhalefetin yeşermesi için kendisini feshetmeye davet ediyorum.

Ancak özgürlükçü, liberal, çoğulcu; mütedeyyinle, Kürt’le, Ermeni’yle barışık bir muhalefet var olduktan sonra Burdur’da günde 15 lira yevmiye + 4 ekmek karşılığında mahallenin fırınında günde 13 saat sigortasız çalışan ve “ülkenin üzerinde büyük oyunlar oynanıyor, Türkiye’nin dünya lideri olmasını ve ekonomik olarak geldiği seviyeyi çekemiyorlar. Kendi uydusunu fırlatan bir Türkiye için oyumu Ak Partiye verdim bacanak” diyen akrabamın oy verme eğilimlerini konuşabiliriz. (Stockholm sendromu filan da değil konuşacağımız. Çocuğunun kendinden daha iyi yaşama umuduna veriyor bacanağım oyunu, sadece ifade ediş şekli değişik bu durumu) 


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi