1915: Bir daha asla / Այլևս երբեք

  • Ahmet Altundal
  • 01 Mayıs 2015
  •     

Not: 3H Blog'da ifade edilen görüşler, yazarların şahsi görüşleridir.

Cumhuriyet gazetesinin 24 Nisan'da Ermenice olarak attığı "bir daha asla" manşetini görünce çok şaşırmıştım. Sanırım bir 9-10 yıl sonra ilk defa Cumhuriyet aldım o gün. Geçen sene de Erdoğan'ın yarım ağızla da olsa 24 Nisan mağdurlarını anması, katı olanın nasıl buharlaştığının canlı şahitleri olduğumuzu gösteriyordu.

Tablo biraz "pembe" görünüyor, değil mi? Çizdiğim bu kısmi "pembe tablo"yu bozmak için biraz tarihe geri dönelim.

1918'de meclis tartışmalarında Aydın Milletvekili Emanuelidi Efendi, öldürülen Ermenilerin hesabının sorulup sorulmayacağını gündeme getirir. Bunun üzerine kendisine tepki gösteren milletvekilleri savaşta Türklerin de öldüğünden bahsederek, çeşitli şekillerde konunun üstünü örtmeye çalışırlar.

Ve bu tartışmadaki en etkileyici ve ilginç diyalog şudur:

Trabzon Milletvekili Mehmet Emin Bey: "...sırf Ermeni olduklarından dolayı kesilmişlerdir yolunda Emanueli Efendi tarafından vuku bulan beyanatı ben kabul edemediğim gibi, zannederim, Ermeni arkadaşlarım da bunun böyle olmadığını kabul etmezler." 

Halep Milletvekili Artin Boşgezenyan: "Ne için kesilmişler?"

Boşgezenyan'ın sorusuna bekleneceği gibi pek ciddiye alınır bir cevap gelmez. Gelemezdi de.

Bir de bugüne bakalım. Mevzubahis 1915 olduğunda hep aynı demagoji, aynı tutarsızlıkta, sadece kendini savunmak için söylenen aciz sözler... Yüz yıldır bir şey değişmemiş gibi görünüyor ilk bakışta.

"Onlar da bizi öldürdü!"
"Hocalı'yı hiç sormuyorsunuz?"


Bu ve benzer bahanelerin öne sürülmesi, vicdanlarda açılmayı bekleyen yarayı, çaresizce bir yerinden kapatma girişiminin göstergesi.

Vicdanımızı bu şekilde tazelemeye çalışmak, bizi derinden etkileme potansiyeline sahip olayları bastırarak geçici çözümler aramanın tarihi eskilere dayanıyor.

Almanya'da Nazi dönemi sonrasında geçmişle yüzleşme ertelenmişti. Birçok Alman önde geleni de "Yahudilerin öldürülmesi elbette kötü bir şey" türünden sözler söylüyordu ve bekleneceği gibi bir "ama" ekliyordu, "savaşta Almanlar da öldü".

Acıları bir denklemin birbirini nötrleyen unsurlarıymışcasına, bir matematik işleminin sıradan bir parçası olarak görmek ve geçmiş olayları birbirine eşitleyerek problemleri kağıt üzerinde çözmeye çalışmak, insanlığın kadim bir alışkanlığı. Belki de insan doğasından kaynaklanıyor bu. Kavga eden çocukları görürüz, "Ama o da yaptı" derler birbirine. 

Geçmişin acılarını, onların karşısına başka bir trajedi koyarak sıfırlamaya çalışmak keyfidir. Bir insanlık suçunun karşısına bir diğerini koymak için tarih elbette bize bolca malzeme verir. Ancak yapılan vahim bir işlem hatasıdır: Bir suç, bir suç daha iki eder; sıfır etmez.

Peki Almanya'da bütün bu yaşananların sonrasında ne mi oldu? Hafıza, hiçbir zaman bastırılamadı. Zaman, trajedileri unutturamadı ve hafızaya bir kez daha yenik düştü.  

Hafıza işte. Bir şekilde patlak veriyor. Bu bakımın tarihin bize iyimser olmayı öğrettiği de oluyor. 

Bizde de bir yerden sonra yerinde duramayacak elbette.

Bütün bu yüzleşememe sorununun temelinde ise esasında biz liberallerin sıkça vurgu yaptığı nokta yatıyor: Birey olmaya izin verilmemesi.

Ne kadar trajiktir: İnsanların -geçtikleri endoktrinasyon sonucu- tarihin bütün yükü altında ezildiğini hissetmesi, devletini kendiyle arasında adeta organik bir bağ bulunan bir aygıt gibi tasavvur etmesi... Birey olduğunu hissedememek, geçmişle yüzleşmenin önündeki en büyük engel. 

Yine de aşacakmışız gibi geliyor her şeyi.

İşte bütün bu iyimserliğimden dolayı "Bir daha asla!" sloganını çok severim. Her ne kadar aklın rahle-i tedrisinden geçmiş olsam ve slogancılığı sevmesem de, romantik bir duyguyla hiçbir kötülük "bir daha asla" yaşanmayacakmış gibi gelir bu üç kelimeyi duyunca. 1915'te Ermenilerin başına gelenlerden sonra ve Holokost, Halepçe, Srebrenica, Ruanda ve benzeri katliamların her birinin ertesinde bu ve benzer sloganları haykıran birileri çıkmıştır kuşkusuz. Belki kısmen başarılı oldular, belki olamadılar. Bilemeyiz. Kötülüklerin nihayeti yok elbette. Halihazırda da dünyanın bir kısmı cehennemi yaşıyor.

Yine de dua niyetine söylemeye devam edeceğim: Bir daha asla.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi