6 Eylül 2011 tarihinde, 3H (Hürriyet, Hukuk, Hoşgörü) Hareketi'nin başlattığı ‘'İçimizde Düşman Yok'' kampanyası kapsamında 6-7 Eylül olayları anıldı. İstanbul Ticaret Üniversitesi‘nde düzenlenen 56. Yılında 6-7 Eylül Olayları başlıklı panele konuşmacı olarak, Taraf Gazetesi Yazarı Ayşe Hür, Akademisyen Hüseyin Kalaycı ve Apoyevmatini Gazetesi Sahibi Mihail Vasiliadis katıldı.

3H Hareketi'ni tanıtan sinevizyon gösterimiyle başlayan panelin açılış konuşmasını Star Gazetesi Yazarı Bekir Berat Özipek yaptı. Özipek, 6-7 Eylül olaylarını utanç verici olarak tanımladı ve ekledi:‘'Takvim yapraklarının ihmal ettiği olaylar vardır, oysa bizlerin bunları hatırlaması gerekir. Tıpkı 6-7 Eylül olayları gibi. Yaşananlar kerameti kendinden menkul derin güçlerin ülkenin iyiliği için tertiplediği bir tezgahtı. Yakılıp yıkılan sadece Ermeni ve Rum vatandaşlarımızın evleri, mezarlıkları değildi, yüz yıllardır bu ülkede oluşan beraberlik ve bu beraberlikten geriye kalanlardı.''

50 yıl öncesinden farklı olarak gayrimüslim vatandaşlarımızın hak taleplerini tehlike gibi göstererek demokratikleşmeyi engellemeye çalışan iradeye karşı ısrarla ve inatla onların hukukunu savunan bireylerin ve gönüllü beraberliklerin varlığını savunanların olmasının umut verici olduğunu söyleyen Özipek, 3H Hareketi'nin de bunu savunanlardan olduğunu belirtti ve paneli düzenleyenlerle birlikte katılımcılara da teşekkür etti.

Azınlık mallarının iadesiyle ilgili çıkarılan son düzenlemeyi de hatırlatan Özipek, ''Türkiye için büyük ama adalet ve insanlık adına küçük bir adım. Dolayısıyla daha yürümemiz gereken çok yol var'' dedi.


Bir Tanığın Gözünden: Değişen Günümüz Türkiyesi ve Gayrimüslimlerin Özgürlük Arayışı

Açılış konuşmasının ardından oturuma geçildi. İlk sözü alan Mihail Vasiliadis, 6-7 Eylül olaylarının ne spontane ne de münferit olarak nitelendirilebilecek olaylar olduğunu belirterek söze başladı ve devam etti:

“6-7 Eylül olayları zincirin bir halkasını oluşturan eylemlerdir. Zincirin diğer halkaları varlık vergisi, bazı meslek odalarının azınlıklardan temizlenmesi, azınlık mensubu avukatların toplanmasıdır. Büyük halkaların sonuncusu ise Mustafa Kemal ile Venizelos arasında yapılan İskan ve Seyrüsefer Anlaşmasının 1964 yılında tek taraflı iptal edilerek 13 bin kişinin sınırdışı edilmesidir. 90 bin olan Rum nüfusu, 18 ay sonunda 30 binin altına düştü.”

Vasiliadis, olayların neden olduğunu ise şu şekilde açıkladı: “Türkiye'de ulus-devlet kurma inadında olanlar bu ulus-devleti Avrupa'dakinden daha ileri götürmek amacıyla yüzde yüz pür Türk devleti kurmak için müslüman olan azınlıkları asimile etme, müslüman olmayanları ise yok etme eğilimine gittiler.”

6-7 Eylül olaylarının, ‘derin devlet eliyle, ülkedeki birçok güce etki yapabilecek kişiler tarafından hazırlanıp ortaya konulduğunu’ söyleyen Vasiliadis, General Sabri Yirmibeşoğlu'nun ‘6-7 Eylül mükemmel bir özel harp işiydi’ sözünü hatırlattı.

Vasiliadis, hatırlatılması artık gerekli olmayan bu nahoş olayların sadece Rum gençlerini değil, Türk gençlerini de etkilediğini söyledi. ‘Artık mahallede Türk-Rum mahalle maçı değil, Türk-Rum kavgası olurdu, ki öyle de oldu.’

Osmanlı'dan 6-7 Eylül Olaylarına: Asimilasyon ve Türkçülük
Oturumun ikinci konuşmacısı Ayşe Hür, azınlıklara yönelik uygulamaların ‘ulus-devlet projesi’nin bir parçası olduğunu belirterek, ‘Ulus devletin oluşma süreci dünyanın her yerinde büyük acılara yol açtı. Fakat bizim coğrafyamızda bu süreç çok daha sert, gaddarca ve tepeden inme biçiminde gerçekleşti. İttihat ve Terakki hareketiyle başlayan bu akım, kendi iç dinamikleriyle değil de, milliyetçilik ideolojisini batıdan kopyalayarak kısa sürede bir proje halinde uygulamaya çalıştı.’ dedi.

Müslüman olmayan azınlıklara sert politikalar yürütüldüğünü söyleyen Hür, ‘Türklüğü tahkir ve tezyif etmekten yargılamak’, ‘mal mülk edinmelerini engellemek’ ve ‘okullarına Türk kadrolar atamayı mecbur bırakmak’ gibi yasal uygulamaları buna örnek gösterdi.

Hepimizin İttihat iklimi içinde olduğunu söyleyen Hür, Balat'ta yaptığı bir çalışmanın sonuçlarını aktardı ve ‘'Gayrimüslimler her zaman dış düşmanla işbirliği yaparak bizi zayıflatmaya çalışan bir ur gibi tanımlanıyor.’ diyerek Balat'taki çalışmada orada hala dış düşman algısının güçlü olduğunu, hatta ‘Vatikan projesine bile destek veriyorlar’ şeklinde bir algının olduğunu anlattı.

Artık nasıl yeni bir kimlik kurabileceğimizi düşünmemiz gerektiğini söyleyen Hür, ısrarla bu konuları konuşanlara ve ‘nasıl telafi edebiliriz’i düşünenlere teşekkür ederek sözlerine son verdi.

Türk Vatandaşlığı ve Türk Ulusal Kimliğinin Dışlayıcılığı
Oturumun son konuşmacısı Hüseyin Kalaycı idi. Bu konuların neden şimdiye kadar konuşulmadığını sorarak konuşmasına başlayan Kalaycı, ‘Biz zaferlerimizi hatırlayan ama 6-7 Eylül olaylarını, Ermeni tehcirini -ya da soykırımını- unutmaya meyilli bir milletiz.’ dedi.

Kalaycı, dünyadaki benzer uluslaşma süreçlerinden söz ederek İttihat hareketi olarak başlayan ve kanlı sonuçlanan olayların artık değişmesi gerektiğini ifade etti. Azınlıkların taleplerinin genel iradeyi yansıtmadığı için gözden düşürüldüğünü söyleyerek, ‘Siyaset yapılcaksa bütün Türk vatandaşlarının çıkarını yansıtan taleplerle gelin diyoruz. Aksi takdirde gayrimüslimlerin taleplerini siyaset alanı dışına itiyoruz. Şu an yapılan mücadele bu taleplerin yeniden siyaset alanı içine dahil edilmesini sağlama çabasıdır.’ dedi.

Kalaycı da gayrimüslimlere uygulanan çirkin politikaların maalesef yasal bir şekilde gerçekleştiğini vurgulayarak sözlerine son verdi.

6-7 Eylül olaylarını andığımız panel, katılımcıların soruları ve katkılarıyla sona erdi.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi