İfade hürriyeti bugün de her zamanki gibi tehdit altında. Baskının yöntemleri değişse de, özü sabit, dayanıklı ve güçlü. Geçmişte Takrir-i Sükun'a uzanan yasaklardan çekinmeyen devlet, bugün daha kompleks yöntemler kullansa da sonuç değişmiyor.

Sadece soruşturmanın selahiyeti ve can ve mal güvenliğini korumak için istisnai olarak kabul edilmiş yasalar, bugün kamuoyunu en çok ilgilendiren konularda yıllarca uygulanabilmekte, haber alma özgürlüğünün gereğini yerine getiren basın kuruluşlarını terbiye etme yöntemi haline dönüşüyor.

Bugün Deniz Feneri Davası, Musa Anter Davası'ndaki JİTEM listesi, şike soruşturması, Reyhanlı patlamaları, MİT'e ait olduğu öne sürülen tırlara ilişkin soruşturma, Bingöl suikastı, Yüksekova'da üç askerin öldürülmesi, Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantının ses kayıtları, Uludere olayı, Aktütün saldırısı, IŞİD'in Musul Başkonsolosluğu baskını, Bingöl saldırısı, Yüksekova saldırısı ve yolsuzluk soruşturmaları yayın yasakları listesinde. Bu konuların hepsi kamuoyunu ilgilendirmekte ve tartışılmalarında açık bir kamu faydası söz konusu.
Yasaklayanın bir mahkeme olması yasağı meşrulaştırmaz, daha haklı kılmaz.

Biz 3H Hareketi olarak, yayın yasaklarının tamamen kaldırılmasını, en azından istisnai durumlarda kullanılacak hale getirilmesini ve ifade hürriyetine yapılan kasıtlı saldırıların durmasını talep ediyoruz.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi