Resmi kayıtlara göre 7 günde 40'tan fazla vatandaşımızı kaybettik. Devletin görevi, sivil olsun olmasın, bu kimselerin hayatta kalmasını sağlamaktı, olmadı. Bulabildiği tek çare sokağa çıkma yasağı olan ve darbe çığırtkanlığına çanak tutan basiretsizliğiyle, devlet bildiğimiz devlet. Devlet, muhalifleri, Türkiye topraklarında eğitecek olan devlet... Devlet, mazlumları soylarına, dinlerine, mezheplerine göre kategorize eden devlet...

Ve bireyler, bu ayrımcılığın karşısında, bu kategorik mazlumiyetin karşısında, isyandan güç alan bireyler... Haklı taleplerini haksız yollarla dile getiren bireyler... Seslerini duyurmak için sivillere zarar veren bireyler...

Bugün artık devlet terörü ile birey terörünün başa baş gittiği bir ülke haline geldiğimizi kimse görmezden gelemez. Bu karşılıklı terörün sona ermesi için unutulmamalıdır ki;

1) Şiddete karşı müdafaa meşrudur, saldırgana karşı uygulandığı sürece. Rastgele uygulanan şiddet ise gayrimeşrudur.
2) Devletler kabul etse de etmese de, sokağa dökülmek her zaman haktır ve hak kalacaktır. Sokağa çıkma yasakları ve eylemlere karşı askeri müdahaleler kabul edilemez uygulamalardır.
3) Örgütler bunları tanısın ya da tanımasın, sivillerin hayat, hürriyet ve mülkiyet hakları haktır ve hak kalacaktır. Araç yakma, insan avlama gibi eylemler de açık bir şekilde doğal haklara karşı işlenen suçlardır.

Bu nedenle YPG’yi destekleyen vatandaşları, tüm bireylerin birey olmaktan kaynaklanan doğal haklarına saygı göstermeye ve taleplerini barışçıl eylemlerle dile getirmeye çağırırken, devlete de hayat ve mülkiyet haklarının güvencesini tesis ederken, hürriyeti feda etmesinin, başta kendi meşruiyeti olmak üzere, demokrasinin geleceğini ciddi şekilde tehlikeye atması anlamına geleceğini hatırlatmayı görev biliyoruz.


© 2013 3H Hareketi. Powered by Akıl Ofisi