3H Yayın

Liberalem - 2010 Kış

 http://img63.imageshack.us/img63/1239/nkapakg.jpg

3H Hareketi’nin 2010 kış sayılı Liberalem dergisini indirmek için resme tıklayınız..

 

Mail Group

Mail Grubumuza Üye Olun...

3H Hareketini daha yakından tanımak ve

3H Çalışmalarında aktif rol oynamak için...

Mail grubumuza üye olabilirsiniz...

  Click here to join 3hhareketi

 Üye olmak için Tıklayınız

 

FaceTube

3H @ Facebook & Youtube

Bizi Websitemiz Dışında da Takip Edebilmek Mümkün...

Facebook Grubumuza Üye Olmak İçin Tıklayınız...

 Sample Image

Youtube Kanalımız için Tıklayınız... 

 Sample Image

 

Son Yorumlar

Liberalizm (Son): Liberalizm, Devlet ve Entelijansiya
Yazar F. A. von Hayek   
Pazar, 14 Mart 2010

14. Hükümetin Hizmet Görevleri 

http://www.hermeskitap.com/catalog/images/wd8rf4jl.jpgLiberal ilkelerce talep edilen, hükümet yetkilerinin genel âdil davranış kuralları ile sıkı bir şekilde sınırlandırılması, sadece cebrî hükümet yetkilerine işaret eder. Hükümet, ilâveten, tasarrufuna sunulan kaynakların kullanımı ile, kaynakların vergileme ile arttırılması dışında zor kullanımını icap ettirmeyen birçok hizmeti verebilir; ve galiba liberal akımın bazı aşırı kanatları haricinde bu gibi görevleri deruhte eden bir hükümetin arzu edilirliği asla reddedilmedi. Bununla birlikte, on dokuzuncu yüzyılda, yine ikinci derecede ve esasen geleneksel öneme sahip olan ve liberal teori tarafından kısa süre tartışılan, bu tür hizmetlerin merkezî hükümettense yerel hükümetin ellerine bırakılmasının daha iyi olacağını vurgulayan bir fikir vardı. Yol gösterici düşünce merkezî hükümetin gereğinden fazla güçlü olması endişesi ve farklı yerel otoriteler arasındaki rekabetin bu hizmetlerin gelişimini arzu edilen çizgiler üzerinde etkin bir şekilde kontrol etmesi ve yönlendirmesi umudu idi. 

        Başlangıcından bu yana, zenginliğin genel artışı ve bu artış tarafından tatmini mümkün kılınan yeni istekler bu hizmet faaliyetlerinin muazzam bir artışına yol açmaktadır, ve klâsik liberalizmin bu faaliyetlere yönelik şimdiye kadar aldığından çok daha açık ve net bir tavrı zarurî kılmaktadır. Ekonomistlece “kamu malları” olarak bilinen, tedarik edilirlerse herkese fayda sağladıkları ve kendileri için ödeme yapmak isteyen kişilerle sınırlandırılamadıkları için, yüksek derecede talep edildiği halde piyasa mekanizmasınca sunulamayan bu türden çok sayıda hizmetlerin varlığına hiç şüphe olamaz. Suça karşı koruma veya bulaşıcı hastalıkların yayılmasının engellenmesi gibi temel vazifelerden, büyük şehir yığınlarının son derece şiddetli bir şekilde meydana getirdiği çok sayıdaki farklı sorunlara kadar gerekli hizmetler, ancak eğer maliyetlerini karşılayacak kaynaklar vergileme ile arttırılır ise sunulabilir. Bu, eğer bu hizmetler herhangi bir seviyede sunulacak olursa, aynı zamanda mecburen işletilmeleri olmasa da, en azından finansmanları vergileme yetkisine sahip birimlerin ellerine bırakılmalıdır anlamına gelir.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 13 Mart 2010 )
 
Gönüllü Kölelik Neden Mümkün Değil?
Yazar Serkan Kiremit   
Cumartesi, 13 Mart 2010

“Serbestçe yürümek ve kimseye itaat etmemek dışında ruhu tatmin edecek olan sizce nedir?”Walt Whtiman


1

http://api.ning.com/files/pirYC382id0p4x5-CTV8bjFzL6QZ*XQD6KgJt6VyUfkW1izoRSFRhIAPK*wydO2*ZMwJov3SMFr-MaF78Yqj9S7M5YMQZDSM/346768623.jpegBir bireyi, herhangi bir yerde yada başka birinin sorumluluğunda –zorla- tutmaya güç yetirmek doğal hukuka aykırıdır. Aynı zamanda herhangi bir kurum yada kişi, bir bireyi, iyiliklerin ve ahlakın bilinmeyen doğasına göre davranmaya zorlayamaz. Her birey, kendi onayı olsun veya olmasın yürürlükten kaldırılamayacak mutlak haklara sahiptir ve birey bu hakları kullanıp kullanmama konusunda ise özgürdür.

Bu düşünceye göre bir birey gönüllü köleliği tercih edebilir mi? Soyut anlamda evet ama somut anlamda böyle bir şey mümkün değil. Çünkü kendi onayı ile gönüllü köleliği seçen bir birey, bireyciliğin ve özgürlüğün neticesinde, tercih ettiği kölelik ile çelişkilidir. Herhangi bir birey kendi isteğiyle ve özgür iradesiyle köle olabilir ama kendi isteğiyle ve özgür iradesiyle tekrar eski özgür ve tercihleriyle kendini ifade edeceği günlere geri dönemez. Tutarlılık, tercihler ve özgürlükler için çok önemli olmayabilir. Fakat mesele zorlamanın olmadığı durumda gönüllülük ise, birey kendi mantığıyla vazgeçtiği haklarından tekrar kendi iradesiyle kölelikten gönüllü olarak özgür bir birey olmayı seçemez. İşte bu yüzden, zorlamanın olmadığı bir dünya hayalinde olan liberal bir birey, asla istemli bir köleliği olumlayamaz.

Son Güncelleme ( Cuma, 12 Mart 2010 )
 
Vesayet Kurumları Toplumu Kuşatıyor
Yazar Bilal Sambur   
Perşembe, 11 Mart 2010

 Yargıtay Başkanı, yargının yürütme tarafından  kuşatılmak istendiğini  ifade etti. Hasan Gerçeker, yargının yürütme tarafından kuşatıldığı iddiasıyla  siyasi iktidarın keyfi bir şekilde kendilerine müdahale ettiği mesajını topluma vermeye çalıştı.

 

Hasan Gerçeker"in  bu konuşmasına Başbakan Erdoğan, çok  net bir cevap verdi. Yasama ve yürütmenin yargının kuşatması olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, en verimli dönemlerinin ve çalışmalarının verilen mahkeme kararlarıyla engellendiğini söyledi.

 

Kuşatma tartışmasının arkasında ülkemizde ikili iktidar yapısının olduğunu anlamak lazımdır. Türkiye"de seçilmiş demokratik iktidar ile atanmış bürokratik iktidar vardır. Türk siyasi sistemi,  bürokratik iktidarın, demokratik iktidar üzerinde egemenliğini  tesis edecek şekilde kurgulanmıştır.

 

Demokratik iktidarın neler yapıp yapamayacağına bürokratik iktidar karar vermektedir. Türkiye"de  seçilmiş demokratik iktidarlar için "iktidar ama muktedir değil" tespitinin yapılmasının nedeni bu ikili iktidar yapısıdır.
Son Güncelleme ( Perşembe, 11 Mart 2010 )
 
Ama Hangi Liberalizm?
Yazar Buğra Kalkan   
Çarşamba, 10 Mart 2010

“İki Tarz-ı Liberteryenizm”: Hangi Liberteryenizm?  

 

Liberalizmin sosyalistler, refah devleti savunucuları ve her çeşit kollektivist tarafından eleştirilmesi hem doğaldır, hem de liberalizmin dogmalaşmaması açısından gerekli ve yararlıdır. Ancak, maalesef, çoğu zaman, liberalizm eleştirileri, liberal felsefenin köklerinden ve çağdaş açıklamalarından habersiz olarak yapılmaktadır. Bu tür eleştiriler bazen hiçbir liberal yazara referans vermeden ya da karşılaştırmalı bir yaklaşımla farklı çözüm önerileri veya bakış açılarını karşılaştırmadan bitivermektedir.

 

Doğan Gürpınar’ın “İki Tarz-ı Liberteryenizm” başlıklı yazısı belirttiğim noksanlıklarla maluldür. Liseli gençlerin Ayn Rand ile ilk kez karşılaşmalarının verdiği heyecanla ürettikleri tutarsız ve iyi kavranılmamış felsefe kırıntılarını liberteryenizmin kendisi sanan Gürpınar, tamamen sosyalist bir jargonla liberteryenizmi eleştirdiğini sanmaktadır. Gürpınar’ın eleştirilerinin merkezinde çok popüler bir iddia var: Liberalizmin / liberteryenizmin sosyal meseleyi anlamaktan yoksun olduğu ve gerçeklikten kopuk veya ütopik bir otonom birey anlayışını savunduğu.

 

Gürpınar kendi diktiği korkuluğu liberteryenizm sanıp dövdüğü için öncelikle liberteryenizmin nasıl ortaya çıktığı ve temellerinin neler olduğuna kısaca değinmek gerekmektedir. Liberteryenizmin hikayesi 1960’larda Amerika’da başlar.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Mart 2010 )
 
Rasim Ozan'ın Sorunlu Kavramları Üzerine Birkaç Satır: Serbest Piyasa, Rekabet, Tekelleşme Kavramlar
Yazar Efe Baştürk   
Pazar, 07 Mart 2010

http://kingston21.files.wordpress.com/2009/04/confusion-new.jpgRasim Ozan Kütahyalı, “…kapitalizmin tarihi serbest piyasayı boğma tarihidir” diyerek üstünkörü bir yorumda bulunarak, kapitalizmin semantik düzlemdeki olumsuz algılanışını, serbest piyasa kavramıyla gidermeye çalışmıştır. Aynı mantık, “acaba kapitalizm mantık açısından serbest piyasadan daha farklı bir şey midir” sorusunu sormamıza sebep olmaktadır. Ancak mantıki süreci takip eden okuyucu, kapitalizm ile serbest piyasa arasındaki farklılığın ne olduğuna dair ikna edici ve tutarlı bir argümana Rasim Ozan’ın satırlarında rastlamamaktadır.

Kapitalizm kelimesini yaygın biçimde kullananlar, genel kanının aksine, liberaller değil sosyalist kesime mensup olanlardır. Kapital kelimesinin Marksist jargonda üstlendiği olumsuzluğu vurgulamak açısından sosyalistler tarafından tercih edilmektedir. Oysa liberal kesim içerisinde bu konuda ne genel bir kanı vardır ne de serbest piyasa ile kapitalizm arasında kökten bir ayrım olduğuna dair yaklaşımlar mevcuttur.

Serbest piyasa ekonomisi ile kast edilen şey, üretim araçlarının özel mülkiyeti altında emeğin işbölümünün toplumsal sistemidir. Piyasa ekonomisinde herkes kendi hesabına eylemde bulunur; ama herkesin eylemleri diğer insanların ve kendisinin ihtiyaçlarının tatminini hedefler. Bu bakımdan serbest piyasa, herkesin kendi için çalıştığı, kendi için ürettiği ancak sonuç itibariyle başkalarına hizmet sunduğu toplumsal bir yapıyı işaret eder. Piyasa, ne zorlamaya ne de cebre sahiptir. Çünkü piyasanın kendisi “soyut” bir sistemin adıdır ve bu sisteme vücut kazandıran şey bireylerin tercihleri ve kararlarıdır. Yani ortada piyasa adı verilen ne somut bir mekanizma vardır ne de bu mekanizmanın yaptırım gücü ve otoritesi vardır. Piyasa her daim bireysel tercih ve kararlar sonucu gelişen, dönüşen ve değişen dinamik ve soyut bir düzenin adıdır.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 06 Mart 2010 )
 
Liberteryenizm Liberal midir?
Yazar Doğan Gürpınar   
Cumartesi, 06 Mart 2010

İki Tarz-ı Liberteryenizm

http://www.rightmindsforum.com/gallery/PersResponsibility01.jpg Liberteryenizm, ahlaki olarak bireylerin otonomilerine dışarıdan hiç bir müdahalenin meşru olmadığını, bu sebeple sadece bireylere yönelmiş değil kamusal alana dahil hiç bir konuda hiç bir kısıtlamanın kabul edilemeyeceğini savlar. Yani, ahlaki olan her türlü kısıtlamanın, sınırlamanın, müdahalenin olmamasıdır, yokluğudur. Kuşkusuz, siyaset kamuyla ve kamunun ortak alanlarıyla ilgilendiği için liberteryenizm öncelikle ve kaçınılmaz olarak yasal sınırlamalara ve devletin müdehalelerine karşıdır. Vergi “ahlaki değildir” çünkü devlet vergi yoluyla bizim üretttiğimiz ve dolayısıyla bize ait olanı gaspederek almaktadır, güvenlik gerekçeli sınırlandırmalar gayrıahlakidir çünkü bu tür mülahazalarla hareket ve keyfi dolaşım hakkımıza ve her türlü bedensel otonomimize sınırlandırmalar getirimektedir vesaire vesaire. Ancak tabii liberteryenizm sadece “siyasal bir ideoloji” değildir, ondan çok daha kapsayıcı bir dünyagörüşüdür ve sadece siyasal alanlarda değil her türlü bireysel otonomiye engel olan yasal olmayan (sosyal, kültürel, dini, ahlaki) engellemelere de karşıdır.

Tabii ki liberteryenizm ahlaki kısıtlamalara karşıdır derken, liberteryenizm “ahlaksızlıktır” denmemektedir. “Ahlaki” algılanan ama sosyal olarak kurgulanmış ahlaki koda karşı kendi “daraltılmış Kantçılığı” bireysel-merkezli bir ahlaki kod önermektedir. Öncelikle bir liberteryen için başka insanların ne yaptığı bizi ilgilendirmemelidir, daha doğrusu bizim bu konuyla ilgilenmemiz meşru değildir. Liberteryen ahlak, ne yapmalı, nasıl yapmalı gibi soruları reddederek neler kesinlikle yapılmamalı (başkalarının bireysel otonomilerine halel getirici davranışlar) sorusuna odaklanarak, bu sınırlı “yapılmaması gerekenler” listesi dışında her türlü davranışı meşru görmektedir. Şahsi kanaatler çerçevesinde bireyler gönüllü olarak tamamen bireysel ahlaki normlarını oluşturabilirler, ancak bu tür bireysel ahlaki davranış kodları sosyal olarak anlam ve değer teşkil etmezler.

Son Güncelleme ( Cuma, 05 Mart 2010 )
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 844
design by macroajans